Dün Dersim Zilan bugün Şengal

08:50

 


Güler Can/JINHA


AMED - İŞİD çetelerinin Şengal'de ve Rojava'da gerçekleştirdiği katliamlar Kürtlerin geçmiş yıllarda yaşadıkları katliamları hatırlattı. Êzidi kadınlar bugün IŞİD'in eline düşmemek için, tecavüze uğramamak için intihar ederken, Dersim katliamında askerlerin tecavüzüne karşı kadınlar kendilerini kayaların üzerine atarak intihar etmişti. IŞİD, katliamdan geçirdikleri yerlerde kestikleri kafalarla fotoğraf çektirirken, Dersim'de askerlerin elinde bulunan kesik kafaların fotoğraları çıkmıştı.


Şeyh Said, Ağrı, Zilan, Dersim, Halepçe, Qamişlo, Koçgiri gibi soykırım boyutundaki katliamlar, bugün IŞİD çetelerinin eliyle yapılmaya çalışılıyor. Yıllar önce Dersim'de, Zilan'da, Ağrı'da, Koçgiri'de Halepçe'de, Qamişlo'da katliamlar yapılırken, kafalar kesilirken, kadınların karınları süngülerle deşilirken, çocukların üzerine kimyasallar atılırken, İran'da Kürtler idam edilmeye devam ederken, Êzidi Kürtler bugün Şengal'de IŞİD çetelerinin katliamlarından geçiriliyor. Dersim'de 1938'de askerlerin kestikleri kafalarla fotoğrafları bugün İŞİD çetelerinin de kestikleri kafalarla görüntüleri aralarındaki benzerlikleri de gösteriyor. Dersim'de binlerce insan Türkiye'nin 4 bin yanına sürgün edilirken, Şengal'de Ezidiler, çetelerden kendini kurtarmak için kadın çocuk, yaşlı, dağlara sığındı, yollara düştü. Katliam kitaplara, belgesellere konu oldu. Ailelerinden koparılıp başka yerlere gönderilen "Dersim'in kayıp kızları" belgesellere konu olmuş, dönemin tanıkları yaşadıklarını anlatmıştı. Gazetelerde dergilerde, katliam tanıklarının söylediklerine genişçe yer verildi. 


'Kadınlara tecavüz ettiler süngülerle öldürdüler'


Dersim katliamının tanığı 90 yaşındaki Yemoş Bakıray yaşadıklarını, "Askerleri kadınların içine saldılar. Etraf sarılıydı ve çoğu bir birine iple bağlanmıştı. Kadınlara tecavüz ettiler ve çığlıklar içinde süngüler ile öldürdüler. Ortalık tam bir cehenneme dönmüştü. Saklandığımız yerde ağlıyor, korkuyor ve çığlığımızı içimize gömüyorduk. Aynı şey bizim de başımıza gelebilirdi. Kaçtık, ormanın derinliklerinde saklandık. Askerler daha sonra köyleri ateşe verdi. Askerler gittikten sonra saklandığımız yerden çıkıp köye indik. Cesetler yerdeydi hala. Her yer kan gölüne dönmüştü. Her taraf komşumuz, akrabalarımız ve tanıdıklarımızın cesetleri ile doluydu. Sonra tekrar ormanlık alana çekildik. Aylarca ormanda saklandık hiç inmedik. Gündüz mağaralarda saklanıyorduk, gece köylerimize gelip başıboş olan hayvanları sağıp süt alıp tekrar mağaralara geri gidiyorduk. Kadınlar çocukları ile birlikte mağaralara saklanıyordu. Bir bebek ağlamaya başladı. Yanındakiler kadına ‘çocuğu sustur, yerlerimizi öğrenirlerse gelip bizi de öldürürler’ dedi. Kadın emzirdiği çocuğunu göğsüne ağlayarak bastırdı sesi çıkmasın diye. Asker gittiğinde çocuk boğulmuştu" diye anlatıyor.


Kadınlar tecavüze uğramamak için kendilerini Dersim dağlarından attı


Katliamın tanıkları, binlerce kadın ve çocuğun, sığındıkları büyük mağaraların girişlerinin dönemin genelkurmayının emir ve denetimi altında çimento ile kapatılarak öldürüldüğünü anlattı.  Katliamın belgeleri ortaya çıkarak yaşanan vahşeti gözler önüne serdi. Bazı mağaraların da ağızlarında ateş yaktırılarak içeriye verilen boğucu dumanlar verilerek katledilen kadın ve çocuklardan kurtulanların ise süngülenerek öldürüldüğü anlatıla geldi. Bugün Şengal'de IŞİD'in vahşetlerinden, tecavüzden kurtulmak isteyen kadınlar intihar ederken, Dersim'de kadınlar tecavüze uğramamak için Dersim dağlarından sarp taşlar üzerine veya Munzur'a atarak intihar etmişti. Katledilen askerler tarafından tarlalara, derelere atılmıştı.


'Evlerin içinde diri diri yakıldılar'


İnsanların evlerin içinde diri diri yakıldıklarını katliamın son tanıklarından Eskeri Akyol, “Biz Diyarbakır’dan yedi gün, yedi gece yürüyerek gittik Dersim’e gittikten sonra bizi Ali Boğazı’na verdiler. Gittiğimizde evler yakılıyordu. Askerler ulaştıkları evleri içindekilerle birlikte gazyağı döküp yakıyorlardı. Komutanımızın adı Ethem Atalay’dı. Elazığlı olduğunu söylüyorlardı” diye anlatmıştı.


Zilan'da kadınların cesetlerine tecavüz edildi


Katliamların arkasında binlerce ölüm bıraktığı yerlerden biri de Van'da 1930'da gerçekleştirilen Zilan katliamı. Katliamın tanıkları kadınların karınlarının süngülerle nasıl deşildiğine dair anlatımları, vahşetin boyutlarını hafızalara kazıdı. Mirza Efendi isimli tanık gördüklerini şöyle ifade etmişti: "İki asker, daha önce gördüğü dehşetinde etkisiyle tir tir titreyen zavallı kadının kollarından tuttu. Komutan, 'içinizde bu kadının karnını deşip çıkaracak bir gönüllü çıksın diye bağırdı. Bir kaç kez seslendi, askerlerden bir ses çıkmadı. Bunun üzerine ‘bu işi gerçekleştirecek kişiye 40 gün mükafat izni var’ dedi. Bir asker gönüllü olarak çıktı. İki kolundan kıskıvrak tutulmuş zavallı kadının karnını süngüyle yardı. Kadıncağız hemen öldü. Çocuk yaşıyordu. Komutan, 'Bakın bakalım, erkek mi kız mı’ diye sordu. Asker erkek diye cevapladı. Komutan, 'Erkek olduğunu tahmin etmiştim' dedi. Asker çocuğu da süngüleyip öldürdü.


Tanıklardan, Ahmet Yıldız, askerlerin, kadınların cesetlerine tecavüz ettiklerini söylerken, Kakil Erdem, "Hamile kadınları öldürüp, çocuklarını karınlarından çıkarıyorlardı. İnsanları gözlerimin önünde kesiyorlardı. Benim gözümün önünde 3 akrabamın kafa derisini yüzdüler. İki kardeşi ağaçlarla döverek öldürdüklerini gördüm" diye anlatmıştı.


Rojava’da Kürtlerin payına inkar düştü


Rojava'da da Kürtlerin payına düşen de inkar ve katliam oldu. 200 bin Kürt yabancı statüsünde tutularak kimliksiz bırakıldı. 13 Kasım 1960 yılında Amudê sinemasında 283 Kürt çocuğu yakılarak katledildi. 1993’te Hesekê’de Kürt tutsaklar yakıldı. 21 yüzyıla giren dünyada Rojavalı Kürtlerin payına düşen yine katliam oldu. 12 Mart 2004'te, Baas rejimi Qamışlo kentinde katliam gerçekleştirdi.


Halepçe’de 5 bin insan kimyasalla katledildi


Dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak kabul edilen Halepçe Katliamı'nın üzerinden 26 yıl geçti. Saddam Hüseyin'in emriyle Irak ordusuna ait uçakların, 16 Mart 1988'de kimyasal gaz bombaları attığı Halepçe'de çoğu kadın ve çocuk 5 bin kişi hayatını kaybetti, 7 bini aşkın kişi yaralandı. Geçen yıllar katliamı belgeleyen fotoğraflardaki kadın ve çocukların yüzlerini unutturmadı. İran'da rejim mahkemeleri Kürtler için idam kararları çıkarıyor. Cezaevlerinde işkencelerden geçiriliyor.


Bugün Şengal’de Kürtlerin tarih boyuncu yaşadığı katliamlardan biri daha dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor. Dünya bu duruma sessiz kalırken, Êzidi halkını korumak için HPG, YJA Star, YPG güçleri günlerdir çetelerle savaşıyor.


(gc)