AKP 12 yıldır kadınları sosyal hayatın dışına itiyor!
08:59
Handan Tufan / JINHA
İZMİR - Günümüz ataerkil sistemin temsilcisi AKP'nin kadın politikalarını değerlendiren Psikolog İlkay Tanyer, AKP'nin 12 yıllık iktidarı boyunca kadınları sosyal hayatın dışına ittiğine belirterek, "Erkek egemen sistem değişen her iktidara eşlik ederek kendini sürdürüyor. Bu dönemde bizlere düşen sorumluluk kadınlar arası dayanışmayı artırmak, kadın gündemini canlı tutmak ve artık sadece talep eden değil, karar veren ve bunu pratiğe döken bir hareket halini almak" diye belirti.
Çağlar boyu devam eden ataerkil sistemle birlikte yaşam yeni sorunlarla devam ediyor. Türkiye siyaseti bu ataerkil sistemden payını alarak kadın yaşamına müdahale eden politikalarıyla, günbegün adeta kan emercesine ilerlemekte. Ataerkil sistem değişen iktidarlarla her zaman kolkola yer değiştirirken, 12 yıllık AKP hükümeti politikalarıyla sistemin günümüz temsilcisi durumunda. Günümüz ataerkil sistemin temsilcisi AKP'nin kadın politikalarını Psikolog İlkay Tanyer değerlendirdi.
'Mikrokredilerin öznesi olarak kadınlar öne sürüldü'
Yaşanan kriz sonrası iktidara gelen AKP'nin Türkiye ekonomisinin sihirli değneği olmuş gibi bir algı yarattığını belirten İlkay, "Halbuki kadınlar kriz sonrası yeniden uyumun maliyetlerine katlanmak ve hayatta kalma stratejileri geliştirmek zorunda kaldılar. Kadın verdiği emeğin karşılığını alamadı, geçimlik üretimle hayatını sürdürmeye çalıştı bu da kadın sorununun daha da derinleşmesine neden oldu. Mesela kadınların Novemed direnişini hatırlayabiliriz bu noktada. Ayrıca AKP'nin iktidara geldiği yıllarda 'Türkiye Avrupa'nın kapılarını açtı' gibi hayali bir dönem de oldu. Avrupa Birliği uyum sürecinin etkisiyle, kadın istihdamı ve girişimciliğinden sık sık söz edilmeye başlandı. Ya da, AKP'nin yoksullukla mücadelede sihirli değnek misali sunduğu mikrokredilerin öznesi olarak kadınlar yine öne sürüldü" dedi.
Bakanlar neler neler söyledi...
Yüzeysel bakıldığında çok parlak görünen bu tabloda kadınların sosyal güvenliğin dışına itildiğini vurgulayan İlkay, bu dönemde feminist mücadelenin, sosyal güvenlik yasa tasarısı ve istihdam yasasıyla ilgili kampanyalar örgütlediğini hatırlattı. Kadınları sosyal güvenlik sisteminden dışlayan bu politikaların kadınları ev uzantılı işlere, tarımda güvencesiz çalıştırılmaya ittiğini de aktaran İlkay, "Kadınların part time ve parça başı çalışma alanları yaygınlaştı. Ve bu tablo kadınların kamusal alanlardan uzaklaşmasını ortaya çıkardı. İşte bu durum AKP'nin muhafazakar politikalarıyla da örtüşme sağladı. AKP bu süreci kadınlar üzerinden dillendirdiği söylemlerle normalleştirme yöntemini kullandı. Bunlara örnek olarak birçok söylemi hatırlayabiliriz. Kendisinden iş isteyen bir kadına 'Evdeki işler yetmiyor mu?' diyen AKP Bakanı Veysel Eroğlu, 'Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek' diyen AKP Bakanı Mehmet Şimşek, 'Türk kadını evinin süsüdür' diyen yine AKP Bakanı Vecdi Gönül… Bunlar sadece birkaç tanesi. Ve aslında dayanağı tüm bu politikalara dayanarak ortaya çıkan kadının doğurma makinesi gibi gösterilmeye başlanması" diye kaydetti.
'Kadınlara aile dışında hayat bırakılmadı'
Kadından ve Aileden Sorumlu Bakanlığın adının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirilmesi, AKP'nin kadına yalnızca aile içerisindeki hayatı biçtiğini çok net gösteren bir hamle olduğunu ilave eden İlkay, kadına yönelik erkek şiddetini önlemek adına hiçbir şeyin yapılmadığını dile getirdi. Bu noktada 6284 yasasını incelemek gerektiğini söyleyen İlkay, "Koruma kararını çiğneyen erkeğin hapis cezasının düşürülmesi, yasada kadına sunulması gereken bütçenin hemen hemen hiç uygulanmaması, sığınakları ısrarla 'konuk evi' adıyla düzenleyerek var olan şiddeti görünmez kılınmaya çalışılması. Bu kurumlar, kadınların güçlendirilmesini sağlayan alanlar olması gerekirken denetleyen ve baskılayan, kadınları evlerine geri döndürmek zorunda bırakan alanlara dönüşmekte" diye belirtti. Tüm kurumları merkeziyetçi bir yöntemle kendi bakanlığına bağlayarak, aslında kadını gün geçtikçe artan erkek şiddetinden korumadığını, tam tersine o şiddete boyun eğmesine zorladığını ifade eden İlkay, kadınlara aile dışında hayat bırakmayan bu politikalar neoliberal politikaların doğurduğu bir sonuç olduğuna işaret etti.
'Şiddet ve sömürü yaşayan kadınlara ulaşılmalı'
Kadının sosyal güvenlik sisteminin dışında bırakılmasıyla "ev kadını" olarak tanımlanan profil aslında ücretsiz aile işçisini çıkardığını da belirten İlkay şöyle konuştu: "Ev içi emeğinin karşılıksız ve güvencesiz oluşu kapitalist ekonominin çarkını döndürüyor. Hemen hemen sadece çalışanlar üzerinden tanımlanan sosyal politikalar, görmezden gelinen bu 'ev kadını' olmanın ağır sonuçları var. Sosyal güvenlik sisteminin dışında bırakılmak, hastalıkta, yaşlılıkta çok büyük mağduriyetler demektir. Bu yüzden ev içi şiddet ve sömürüsü yaşayan kadın kitlelerine ulaşmak, bütünlüklü bir sosyal politikanın önemli bir ayağıdır. Bizim politikamızın temel hedeflerinden biri olmak zorundadır. İşte bu sonuçlar, AKP'nin kadının öncelikli yerinin evi, vazifesinin ise annelik olduğu şeklindeki muhafazakar söylemiyle de son derece uyumlu ve tutarlı. Bu yüzden, AKP politikaları aile merkezli muhafazakarlığı pekiştirmeye hizmet ediyor. Psikolojik olarak kitlelere bu hayatı kabul edilebilir kılarak meşrulaştırıyor."
'Kadınların mücadelesi büyüdü'
AKP'nin adım adım kadınların yaşamlarına sihirli değnek gibi sunduğu iktidarının aslında sopasıyla kadınların yaşamına girmiş olduğuna dikkat çeken İlkay, kadınların geçmişteki bir çok kazanımlarının kaybedilmeye başlandığını ekledi. İlkay, "Tüm bu kadınlara yönelik politikalar karşısında Türkiye'de kadın hareketi de ciddi anlamda çok genişledi ve yaygınlaştı. Sokak eylemliliklerine katılım çok daha kitlesel olmaya başladı. Feminist söylemler çok daha geniş bir tabana ulaşmayı da başardı. Bunun en güzel örneğinin 'Benim bedenim benim kararım' olduğunu düşünüyorum" şeklinde devam etti.
'Bu dönemden çok umutluyum'
Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasının kadınlardaki "diktatörlük" algısını pekiştirdiğini belirten İlkay, "Öfkemiz daha çok arttı. Fakat ben buna sadece rollerin yer değiştirmesi olarak bakıyorum. Politikalar aynı şekilde devam edecek. Sonuçta erkek egemen kapitalist sistem değişen her iktidara eşlik ederek kendini sürdürüyor. Bu dönemde bizlere düşen sorumluluk ise kadınlar arası dayanışmayı arttırmak, kadın gündemini canlı tutmak ve artık sadece talep eden değil, karar veren ve bunu pratiğe döken bir hareket halini almak. Ben bu dönem için çok umutluyum" diye belirti.
(ht/mg)

