İstanbul'da kadın cinayetlerine ilişkin forum
22:32
JINHA
İSTANBUL - İstanbul'da Kadın Cinayetlerine Karşı Önlem Girişimi tarafından, kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla forum düzenlendi. Kadınlar tarafından yoğun ilgi gören forumda, "Kadın inayeti nedir?" ve "Ne yapılmalı?" başlıkları altında tartışmalar gerçekleşti.
İstanbul'da Kadın Cinayetlerine Karşı Önlem Girişimi tarafından, kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla forum düzenlendi. Beşiktaş Demokrasi Meyadanı'nda gerçekleşen foruma İstanbul'da faaliyet gösteren kadın kurumu üyeleri katılım gösterdi. "Her yerde kadın cinayeti var. Meclis olağanüstü toplansın" pankartının asıldığı forumda ayrıca, "Boşanma değil cinayeti engelle "Trans cinayetleri politiktir", "Temmuz ayında 18 ilde 33 kadın katledildi", "Aile değil kadınız", "Kadın katliamı var", "Erkek vuruyor devlet koruyor" yazılı dövizler meydanın çeşitli yerlerinde asıldı. "Kadın Cinayeti nedir?", "Ne yapılmalı?" başlıklı iki oturumla gerçekleşen forumda kadınlar, kadın cinayetlerini önleme noktasında görüş belirti. "Kadın Cinayeti nedir?" başlığıyla gerçekleşen ilk oturumun moderatörlüğünü İstanbul'da Kadın Cinayetlerine Karşı Önlem üyelerinden Sema Barbaros ve Semiha Arı yaptı. Kadınlar ilk oturumda kendilerine kura ile dağıtılan üzerinde cinayete maruz kalan kadınların hukuk sürecinin yazıldığı kağıtları okuyarak düşüncelerini ifade etti.
'Yasalar pratiğe geçmiyor'
"Ne yapılmalı?" başlığıyla gerçekleşen ikinci oturumun moderatörlüğünü ise İstanbul'da Kadın Cinayetlerine Karşı Önlem Girişiminden Feride Eralp ile Eylem Karaca yaptı. İkinci oturumda konuşan Avukat Çiğdem Hacı Saftaoğlu, kadın cinayetleri ile ilgili davaların eril bakış açısıyla yürüdüğüne dikkat çekerek, "Kadınlar bir araya gelerek var olan yasanın değişimi için mücadele etti. Eski yasa, evli kadınlarla beraber bekar kadınları da kapsayarak değiştirildi. Yasayla beraber herhangi bir saldırıda polisin direkt müdahalesi söz konusu oldu. Yasa değişeli iki yıl oldu. Fakat buna ilişkin bir örnek dahi göremedik. Herhangi bir şiddet ihbarında, polis savcılık kararı olmadan eve girip müdahalede bulunamıyor. Polis sadece kapıya gidip 'ihbar aldık, herhangi bir olay var mı' diye sormaktan öteye gidemiyor. Bu nedenle daha fazla şiddet gören kadın, ihbarda bulunmaktan da vazgeçmiş oluyor" dedi.
'ŞÖNİM eksik kalıyor'
Çiğdemin ardından ŞÖNİM'lerin yarattığı olumsuz etkilere değinen Avukat Esen Özdemir, "6 bin 284 yasayla beraber devlet şiddet önleme merkezleri oluşturdu. Bu merkezler şiddetin önüne geçmek için oluşturulan bir birimdir. Bunun en önemli kurumu da ŞÖNİM'ler olarak görülüyor. Fakat ŞÖNİM'leri bu haliyle kabul edemiyoruz. ŞÖNİm'in getirdiği temel problemlerden biri de bütün sığınakların devlete bağlanmış olmasıdır. Böylece tüm belediye sığınaklarının devlete bağlı olması demek, devletin çalıştığı gibi çalışmak zorunda bırakılan bir sistem olmakla birlikte, tüm sığınan kadınlaın devlet denetimi altında olması anlamına geliyor. Bu da ciddi bir risk arz ediyor" ifadelerinde bulundu. ŞÖNİM'le beraber hükümetin tüm şiddet mağduru kadınları kadın sığınaklarına aldığına dikkat çeken Esen, "Oysa devlet kadınlara ev ve çalışma ortamı sağlayabilirdi. Bazı kadınalrın sığınağa ihtiyacı olmamasına rağmen ekonomik durumu yeterli olmadığından dolayı kadın sığınakta kalmak zorunda kalıyor" eklinde konuştu.
'Koruma talebi sonuçsuz kalıyor'
Gökkuşağı Kadın Derneği üyesi Deniz ise, kadınların koruma talebinde bulunduğu sırada polis tarafından yaşadığı şiddete ilişkin konuştu. Kadınların polis tarafından psikolojik şiddet gördüğüne dikkat çekerek, "Koruma talebinde bulunan kadınlar, şiddet gördüğü erkeğin yanı sıra bir de polisten de şiddet görmüş oluyor. Polisler kadınlara ötekileştirici yaklaşımlarda bulunmaktan çekinmiyor. Birçok polis memuru kadınların tavrı da erkeklerden farklı değil. Koruma talebinde bulunan birçok kadının talebi sonuçsuz kalıyor" dedi.
Panel soru cevap ve önerilerle yoğun tartışmalarla geçen panel konuşmaların ardından son buldu.
(dc/zd)

