'Yaprak yiyip hayatta kalmaya çalıştık'

08:29

Melek Yüksel - Şêrîn Hiso / JINHA


ŞIRNEX - IŞİD çetelerinin katliamından kurtulmak için çocuk, yaşlı, kadın, erkek binlerce Êzidi kutsal kentleri Şengal'i terk ederek, göç yollarına düştü. Bir yandan kavurucu sıcak altında günlerce yürüyen Êzidiler, bir yanda susuzluk ve açlıkla mücadele ederek, Silopi'ye ulaştı. Lozîna Kirêd, "Çocuklarımız açlıktan ölmesin diye çevredeki ağaçların yapraklarını ya da yanımızda bulunan kuru ve bayat ekmekleri çiğneyip yumuşatarak onlara yediriyorduk. Bu şekilde çocuklarımızı ölümün pençesinden kurtardık" diyerek neler yaşadıklarını gözler önüne serdi.


Tarihleri boyunca inançlarından dolayı sayısız katliamla karşı karşıya kalan Êzidiler, tüm katliam, saldırılara rağmen inançlarından vazgeçmedi. Êzidiler bugün de kutsal kentleri olan Şengal'de IŞİD çetelerinin katliamıyla karşı karşıya. Binlerce kişi çetelerin elinde vahşice katledilirken, katliamdan kurtulanlar ise yollara düştü. Zorlu göçün ardından Şırnak'ın Silopi ilçesine gelen Êzidiler'in burada yerleştirildikleri çadırlarda yaşama tutunmaya çalışıyor. Yolculukları boyunca yaşadıkları zorlukları anlatan Êzidiler, açlık ve susuzlukla baş etmeye çalışırken bir yanda da güneşin yakıcılığının kendilerini çok zorladığını anlatıyor. Kendilerini ve çocuklarını kurtarmaya çalışan kadınlar ise çetelerin eline düşmemek için kayalardan atlayan kadınları anlattı.


'Şengal Dağında 7 gün aç ve susuz kaldık'


Silopi Belediyesi tarafından kurulan çadır alanında yaşamını sürdürmeye çalışan Lozîna Kirêd, "Ben ve dört çocuğum 7 gün boyunca aç ve susuz bir şekilde Şengal Dağı'ndan çıkmaya çalıştık. Bulduğumuz ağaç yapraklarını yiyorduk fakat çoğu zaman yiyecek ağaç dalı bile bulamıyorduk. Yaratıcının yardımıyla açlıktan ölmekten kurtulduk. Çocuklarımla birlikte yürüdüm. Kaç gün kaç gece sürdü bilmiyorum ama sınırı geçip Silopi'ye varıncaya kadar yürüdük. Bazen İŞİD çeteleri çok yakınımıza kadar geliyordu. O zaman sırf onların eline geçmemek için saklanacak yer varsa saklanıyorduk. Saklanacak fırsat ya da yer bulamadığımızda ise çocuklarımızla birlikte yüksek kayalardan atlıyorduk" dedi.


'Çocuklarımızın yaşaması mucize'


Çocuklarının hayatta kalmasının mucize olduğuna dikkat çeken Lozîna, "Dört çocuğumla birlikte gece gündüz demeden yürüdüm fakat çocuklarımın yaşı küçük olduğu için çok zorlandım. Bunun üzerine açlık ve susuzluk da eklenince koşullarımız daha da kötüleşti. Biraz su elimize geçince biz ayakta kalabilecek kadar içip geriye kalanları çocuklarımıza içiriyoruz. Yedi gün boyunca kuru ve bayatlamış ekmek ve ağaçlardaki yaprakları yiyerek yaşamaya çalıştık. Ekmekler kuru olduğu için önce biz çiğneyip yumuşatıyor sonra yemeleri için çocuklarımıza veriyorduk. Bu şekilde çocuklarımızın açlık ve susuzluktan ölmelerini engelledik" şeklinde konuştu.


'Elimizde silah olmadığı için savaşamadık'


Girzerikê Köyünden Celal Şêx Xêro da yaşadıklarını anlatarak, "Gece saat 02.00'de İŞİD çeteleri köyümüze saldırdı. Sabaha kadar çatışıp köyümüzü savunduk fakat sabaha karşı Pêşmergeler geri çekildi. Pêşmergelerin geri çekilmesi ile İŞİD köyümüzü ele geçirdi. Elimizde silah olmadığı için biz de köyümüzü terk etmek zorunda kaldık" dedi. Ailemle ile birlikte Şengal Dağına varıncaya kadar 7 saat yürüdüklerini söyleyen Celal, "Şengal Dağında da 7 gün kaldık. Ailem 7 kişiden oluşuyor. Şengal Dağında kaldığımız 7 günü  bir ağacın gölgesinde geçirdik. Elimizde sadec iki battaniye vardı ve biz de o battaniyeleri kullanarak güneşten korunmaya çalıştık. Güneşin gökyüzündeki konumuna göre battaniyeleri yerleştirip gölgelik bir alan oluşturmaya çalıştık. Dağda geçirdiğimiz altıncı gün yiyecek ve içeceklerimiz tükendi. Son çare olarak dağdan gelen birinin beraberinde getirdiği bir koyunun kesip etini kaynatıp o şekilde açlıktan kurtulduk"  dedi.


'YPG gerillaları bizi ölümden kurtardı'


Dağdaki 8'inci günde YPG gerillaları tarafından ölümden kurtarıldıklarını dile getiren Celal, "YPG gerillaları dağda mahsur kalan halkı düşünerek beraberlerinde yiyecek ve içecek getirmişlerdi. Bizi güvenli bir şekilde Rojava sınırına kadar geçirdiler. Bir gece Rojava'da kaldıktan sonra Silopi'ye geldik. 50 yaşındayım ve üç savaş gördüm. Bundan sonraki hayatımı huzur içinde geçirmek istiyorum" diye konuştu.


(my-şh/gc)