Dört aylık bebeğe pasaport engeli!
08:59
Melek Yüksel - Şêrîn Hiso / JINHA
ŞIRNEX- IŞİD'in saldırılarından dolayı topraklarını terk etmek zorunda kalan Êzidî Kürtler'in yaşadığı dram son bulmuyor. Yüz binlerce kişi kayboldu ve binlerce aile parçalandı. 4 aylık çocuğunu sınırda bırakıp Türkiye'ye geçmek zorunda kalan Sewsen Omer, " Daha 4 aylık olan çocuğumu benden aldılar. Pasaportu olmadığı gerekçesi ile onu kendimle beraber sınırın bu tarafına getirmeme izin vermediler. Çocuğumu emziriyordum fakat 10 gündür onu göremiyorum" dedi.
IŞİD'in saldırılarına hedef olup topraklarını terk etmek zorunda kalan Êzidî Kürtlerin dramı devam ediyor. Savaştan en fazla etkilenenler ise kadınlar ve çocuklar oluyor. IŞİD'in saldırıları nedeniyle topraklarını terk etmek zorunda kalan aileler ise birçok parçaya bölündü. Pasaportu olanlar Türkiye ve bölge kentlerine yerleşirken, pasaportu olmayanlar ise Federal Kürdistan Bölgesi'nde bulunan kentlere yerleşmek zorunda kaldı.
'Dört aylık çocuğumu bırakmak zorunda kaldı'
Dört aylık çocuğunu pasaportu olmadığı gerekçesi ile sınırda bırakıp Türkiye'ye geçmek zorunda kalan Sewsen Omer, "Eşim ile beraber sınırdan geçeceğimiz sırada pasaportu olmayan çocuğumun geçmesine izin vermediler. Eşimin ve benim pasaportumuz vardı fakat dört aylık çocuğumun pasaportu yoktu. Çocuğumu emziriyordum fakat 10 gündür onu görmüyorum. Onu orada bırakmak zorunda kaldım. Çocuğum şimdi babaannesinin yanında fakat babaannesinin yaşı büyük ve kendine bakmakta bile zorluk çekiyor" ifadelerine yer verdi.
'Gerekirse sınırı aşıp geri dönerim'
Çocuğunu kendiyle beraber sınırdan karşıya geçirmek için birçok girişimde bulunduğu belirten Sewsen, " Zaxo'da kaldığımız 5 gün boyunca çocuğumu da kendimizle beraber sınırdan geçirmek için birçok girişimde bulunduk fakat çocuğumun geçmesine izin vermediler ve biz geçmek zorunda kaldık. Çocuğumun babaannesi ile telefonla görüştük bana çocuğumun sürekli ağladığını ve hastalandığını söyledi. Çocuğumun adı Serhat, o dünyaya geldiğinde babam vefat etmişti. Cenaze işleri ile uğraştığımız için onun pasaportunu çıkaramamıştık. Bedeli ne olursa olsun çocuğumu yanıma getirmek istiyorum. Gerekirse sınırı aşıp geri dönerim. Yeter ki çocuğum yanımda olsun. Beni dört aylık çocuğumdan ayırdılar" şeklinde konuştu.
'Bu savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar'
Şengalli kadınların yaşadıkları çilenin tarihte bir eşinin daha yaşanmadığını belirten Sewsen, "IŞİD köyümüzü ele geçirdiği zaman ilk olarak kadınların hepsini toplayıp bir kenara ayırdılar. Köyün erkeklerini gözümüzün önünde öldürdüler. Bizi korkutan ölüm değil, bizi korkutan IŞİD tarafından onurumuzun ele geçirilmesi. Biz kadın olarak onurumuzu ve ahlakımızı korumak için kaçtık. Savaşlarda kadınların büyük mağduriyet yaşadıkları doğru fakat Êzidî kadınların yaşadığı mağduriyet çok farklı. IŞİD'in eline düşen kadınlarımız köle gibi pazarlarda satıldı, hamile kadınlar IŞİD'in zulmünden kaçarken çocuklarını dağlarda o koşullar altında doğurdu. Biz Şengal'den çıkarken bir kadın ikiz çocuk dünyaya getirdi. Bu kadın iki çocuğunu göğsüne bağlayarak IŞİD çetelerinden kaçıyordu. Hiçbir dinin ve inancın kabul etmediği bu olayları Êzidî kadınları ve çocukları yaşadı" diye kaydetti.
'Ailemden haber alamıyorum'
Ailesi ile hiçbir şekilde iletişim kuramadığını dile getiren Sewsen, "Erkek kardeşim, kız kardeşim ve beş çocuğu Şengal Dağı'nda mahsur kaldı. IŞİD saldırdığından beri sadece bir kere telefon ile konuşabildik. Şu an durumlarının ne olduğunu, sağ mı, ölü mü olduklarını dahi bilmiyorum" dedi.
(my-şh/mg)

