Mahsum Korkmaz'ın ailesinden askerler hakkında suç duyurusu
15:50
JINHA
AMED - Lice'de PKK'nin ilk komutanlarından Mahsum Korkmaz'ın heykelinin yıkılması ve üzerine basılarak poz verilmesine ilişkin Mahsum Korkmaz'ın ailesi ve avukatları harekete geçti. Mahsum Kormaz'ın ailesi sorumlular hakkında Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
PKK komutanlarından Mahsum Korkmaz'ın (Egit) ailesi, Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Sîsê (Yolçatı) köyünde bulunan "Şehid Amed û Şehid Hêvîdar Şehitliği"ne dikilen heykelinin yerinden söken ve heykelin üzerine basarak poz veren askerler hakkında suç duyurusunda bulundu. Mahsum Korkmaz'ın ailesinin vekâlet verdiği avukatlar Keziban Yılmaz ve Hanım Karhan, bastıkları heykelin üzerinde poz verip, fotoğraf çektiren, bunu sosyal medya ve basın-yayın organları aracılığı ile kamuoyuna paylaşan askeri personeller, fotoğrafı çeken askeri personel ve diğer sorumlular hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Avukatlar, heykele bu saldırıyı gerçekleştirip fotoğraf çekenler hakkında "Kişinin hatırasına hakaret", "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ve "Görevi kötüye kullanma" gerekçesiyle savcılığa başvurdu. Başvuru dilekçesinde bölgede 90'lı yıllarda yaşanan çatışmalarda binlerce insanın devlet yetkilileri tarafından toplu şekilde gömüldüğü hatırlatılarak, Korkmaz'ın da bunlardan birisi olduğuna dikkat çekildi. Toplu mezarlara gömülen binlerce yurttaşın kemiklerinin yakınları tarafından bir araya getirilerek bölgenin birçok yerinde yapılan mezarlıklara gömüldüğünün belirtildiği dilekçede Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı köyünde de bu amaçla "Şehid Amed ê Şehid Hêvîdar Şehitliği"nin yapıldığına işaret edildi.
'Heykele askeri şiddetle el konuldu'
Burada Lice halkı tarafından tamamen yerel inisiyatifle ve doğal bir düşüncenin neticesinde Korkmaz'ın heykelinin dikildiğine yer verilen dilekçenin devamında, Mahsum Korkmaz'ın Batman kırsalında askerlerle yaşanan bir çatışmanın ardından 28 Mart 1986'da yaşamını yitirdiği, cenazesinin askerlerce panzere bağlanarak yerlerde sürüklendiği ve ailesine teslim edilemediği vurgulandı. Başvuruda, yaklaşık 2 yıldır devam eden süreç içerisinde Lice halkının, Mahsum Korkmaz'ı mezarlıkta bulunan evlatlarından ayırt etmediği için aynı mezarlığa heykelinin konulması konusunda bir irade gösterdiği de belirtildi. Başvuru dilekçesinde heykelin Lice Sulh Ceza Mahkemesi'nin verdiği "El Koyma" kararınca 19 Ağustos günü mezarlığa yapılan ve savaş görüntülerini aratmayacak şekilde askeri şiddet içerikli bir operasyonla el konulduğu belirtildi.
'Kişinin hatırasına hakaret suçu işlendi'
Dilekçenin devamında Mahsum Korkmaz'a ait heykeli söken askerlerden birinin heykelin başına basarak saldırgan ve kışkırtıcı pozlar verdiğine yer verilerek, "Diğer bir asker bu şahsın fotoğrafını çekmiş ve etraflarında bulunan başka askerler de bunu 'takdirle karşılar' ve 'onaylar' bir tutum ile izlemişlerdir. Daha sonra çekilen bu fotoğraf yine bu askerler tarafından sosyal medya ve diğer basın-yayın organları aracılığı ile kamuoyuna servis etmişlerdir. Heykelin başına ayakları ile basarak poz veren, bu askeri personelin fotoğrafını çeken ve bu tutumu 'takdirle karşılar' ve 'onaylar' şekilde izleyerek saldırgan ve kışkırtıcı fiiller içerisinde bulunan askeri personeller TCK'nin 130. maddesindeki yazılı suçu işlemişlerdir" denildi. Mahsum Korkmaz'ın heykelini söken askerlerin 5237 sayılı TCK'nin "Kişinin hatırasına hakaret" başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasına göre suç işlediğine yer verilen başvuru dilekçesinde, askerlerin ayrıca TCK'nin "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" başlıklı 216. maddesi ve TCK'nin 257. maddesinde düzenlenen "Görevi kötüye kullanma" suçunu da işlediğine dikkat çekildi.
'Halk düşmanlığa sevk edilmiştir'
Mahkemenin "El koyma" kararına karşı askerlerin karara göre, Ceza Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde el konulan heykeli muhafaza etmek ve korunması için gerekli tedbirleri alarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'na götürmek yerine, askeri birliğe götürdüğüne yer verilen dilekçenin devamında şunlara yer verildi: "Yine mezarlıktan alınan heykeli, ilgili kanun çerçevesinde muhafaza etmek ve korunması için her türlü gerekli tedbiri almak yükümlüğü altında bulunan askeri personel, askeri birliğe götürülen heykelin başına kin güden kışkırtıcı bir şekilde ayak ile basarak poz vermiş, fotoğraf çektirmiş ve sanki iyi bir iş başarılmış gibi, medyaya servis edilmiştir. Bu şekilde çekilen poz, 1990'lı yıllarda bölge halkının birçok evladının cenazesini basılıp servis edilen fotoğrafları hatırlatmış; halkın hafızası yeniden canlanmış ve halk düşmanlığa sevk edilmiştir."
Avukatlar tüm bunlardan yola çıkarak, sorumlular hakkında gerekli cezalandırılmasını talep etti. Aynı taleplerle İçişleri Bakanlığı'na da başvuru da bulunan avukatlar Kezban Yılmaz ve Hanım Karhan, bakanlıktan ilçede yaşanılanlar olaylar ve bu olaylarda suç teşkil eden davranışlar içerisine giren askeri görevliler ve sorumlular hakkında inceleme başlatılıp, başlatılmadığını sordu. Avukatlar, bakanlıkça herhangi bir soruşturmanın açılmadığı takdirde sorumlu bulunan görevliler hakkında derhal idari soruşturma başlatılması ve açığa alınarak cezalandırılmasını talep etti.
(gc)
