Manisalı çevreciler 'Manisa Çevre Gönüllüleri' adıyla birleşti

09:47

Handan Tufan / JINHA


MANİSA - Manisa'da yaşanan doğa katliamına karşı Manisa'da bulunan çevre aktivistleri 'Manisa Çevre Gönüllüleri' adı altında bir oluşuma gitti. Oluşuma ilişkin konuşan Turgutlu Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Metin Sert, Manisa'da yaşanan doğa katliamlarına ayna tutarak, yaşananlara karşı herkesi sesini yükseltmeye çağırdı.


Manisa'nın Salihli ilçesindeki çevre gönüllülerinin daveti üzerine Alaşehir, Gördes, Salihli ve Turgutlu'dan çevreci mücadele veren kuruluş temsilcileri ve çevre gönüllülerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda Manisa Çevre Gönüllüleri adı altında bir oluşuma gidildi. Bu oluşumu had safhaya gelen, doğal yaşamı ve içinde bulunan insan yaşamını doğrudan çok ciddi şekilde tehdit eden çevresel sorunlara karşı, çevreci duyarlılığın yarattığı bir girişim veya sivil inisiyatif olarak da tanımlamak mümkün. Oluşumun amacı ilk etapta Manisa'nın diğer ilçelerindeki çevre gönüllülerini de aynı çatı altında bir araya getirerek, zamanla bu çatının "Manisa Çevre Platformu" adı altında bir üst yapılanmaya dönüştürülmesi. Hedefi ise özelde dünyanın en bereketli toprakları olan Manisa Ovası'nın, genelde ise dünyanın 7 tarım harikasından biri olan Gediz Havzası'nın karşı karşıya bulunduğu çevresel tehdide karşı korunması amacıyla geniş çaplı bir ekoloji mücadelesinin örülmesi.


'Türkiye dünya üzüm ihracatında daima birinci sırada gelmektedir'


"Manisa Çevre Gönüllüleri" adı altında bu girişime dönük, Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) Dönem Sözcüsü Metin Sert'le konuştuk. Manisa ovasının, dünyanın 7 tarım harikasından biri olarak bilinen Gediz havzasının en değerli ovası olduğunu ifade eden Metin, "Ülke ekonomisine tarımsal olarak en büyük geliri Manisa ovası sağlamaktadır. Bu nedenle Manisa ovası, dünyanın 7 tarım harikasından biri olan Gediz havzasının göz bebeği durumunda. Manisa ve yöresi sayesinde Türkiye dünya üzüm ihracatında daima birinci sırada gelmektedir. Ayrıca Manisa çekirdeksiz kuru üzümün dünya merkezidir. Çünkü Sultaniye çekirdeksiz üzüm dünyada sadece Manisa ve yöresinde yetişmektedir. Tarımsal değeri ve toprağının bereketi açısından Manisa ovası dünyada eşi benzeri olmayan değerde ve dünyanın da gözbebeği olacak özelliğe sahiptir" diye belirtti.


Sermayenin çarpık sanayileşme anlayışı yüzünden bugün can çekişir hale getirilen Gediz nehrinin en büyük bölümünün de Manisa sınırları içinde yer alındığa işaret eden Metin, "Bir nehir, bulunduğu bölgeye can veren hayat damarı ise eğer, bu durumda Gediz nehrinin kurtarılması konusunda en büyük çabanın ve adımın, Manisalılar tarafından atılması gerekir" dedi.


'Çarpık kentleşme ve sanayileşme buluşunda…'


"Son 10 yılda çarpık sanayileşme ile vahşi madencilik buluşunca Manisa bölgesi daha da ciddi bir tehlikenin altına girdi" diyen Metin, "Adeta Manisa ovasının idam fermanı hazırlanmış gibi bir durum var ortada. Çünkü bugün Turgutlu ve Gördes ilçelerinde uygulanmak istenen nikel madenciliği dünyanın en cennet topraklarını sülfürik asitle tehdit ediyor. Sadece Turgutlu Çaldağı'ndaki nikel işletmesi tek başına 18 milyon ton sülfürik asitten geçirecek bu toprakları. Ve acı olan ise, böyle bir madencilik yöntemine dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmiyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu tüm raporlar Turgutlu ve Gördes'teki nikel işletmelerinin sadece Manisa ovasını değil, tüm Gediz vadisini yok edecek kadar büyük bir çevresel felakete neden olacağı, bu kadar büyük tehlike potansiyeli taşıdığı yönünde çok vahim bir tabloyu gözler önüne seriyor. Vahşi kapitalizmin madencilik anlayışı da vahşi madenciliktir" şeklinde devam etti.


'Bu oluşumu doğanın kendisi yarattı'


Geçtiğimiz yıllarda jeotermal patlamaların yaşandığı Sultaniye çekirdeksiz üzümün merkezi sayılan Alaşehir ilçesinin de jeotermal tehdit altında olduğunu anlatan Metin şöyle devam etti: "Köprübaşında yıllar önce işletilmiş uranyum madeni, 50 yıl sonra bile hala çevresel tehdit olmaya devam ediyor. Bütün bu sonuçların ardında yatan ise vahşi kapitalizmdir. Görüldüğü gibi; vahşi kapitalizmin sanayileşme anlayışı nasıl çarpık ve doğaya karşı saldırgan ise, madencilik anlayışı da vahşi madenciliktir. Toplum olarak büyük dersler çıkarılması gereken Soma maden kazası da, aslında bu anlamda toplumsal bir uyarı niteliği taşımaktadır. Çünkü acıları hala taze olan Soma maden kazası, Türkiye'de sermayenin ne kadar gözü dönmüş halde olduğunu, vahşi kapitalizmin madencilik anlayışının da vahşi madencilik olduğunu anlatan somut bir örnektir. Doğanın kendini koruma refleksi vardır. Bütün bu örnekler, böyle bir oluşumun neden ilk olarak Manisa'da filizlendiğinin anlaşılması bakımından anlamlıdır. Bir bakıma böyle bir oluşumu doğanın kendisi yarattı bile denilebilir. Bizim verdiğimiz ekolojik mücadeleyi de bu bakımdan doğanın kendisini koruma refleksi diye tanımlamak mümkün."


'Gediz Deltası satılacak mı?'


Gediz deltasının satılığa çıkarıldığına ilişkin iddia söz konusu olduğuna dikkat çeken Metin, "Bu arada birdenbire nehirlerin 49 yıllığına satışa çıkarılacağına ilişkin haberler de yer almaya başladı. En son gelişme ise, geçtiğimiz hafta bazı basın organlarında 'yaylaların da satışa çıkarılacağı' şeklinde yer alan haberler. Zeytin alanları ile ilgili durumu da buna ekleyelim. Bütün bu satışların amacının ve anlamının ne olduğunu, kimlere ve neden satıldığını sorgulamak, bu satışlara mutlaka karşı çıkmak zorundayız" vurgusunu yaptı.


(ht/gk)