Hukukçulardan Lice raporu: Askerler suç işledi
14:14
JINHA
AMED - Kürdistan Hukukçular Derneği, Lice'de Mehdin Taşkın isimli gencin yaşamını yitirmesine neden olan ve Mahsun Korkmaz'ın heykelinin indirildiği 19 Ağustos'taki olaylara ilişkin gözlem ve incelemelerine ilişkin rapor hazırladı. Raporda, olay günü yaşananlar tek tek anlatılırken, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde yer verilen yaşam hakkının ihlal edilerek aynı zamanda heykele zarar verilerek mala zarar verme suçunun işlendiği vurgulandı. Raporda etkin soruşturma yapılması istendi.
Kürdistan Hukukçular Derneği eş başkanları Av. Gülşen Özbek ve Av. Serhat Eren ile Yönetim Kurulu üyeleri Av. Muzaffer Özdemir, Av. Resul Tamur, Av. Bünyamin Şeker ve Dernek Üyesi Av. Hanım Karhan'dan oluşan heyet, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 19 Ağustos'ta askerlerin saldırısı ve PKK'nin ilk komutanlarından Mahsum Korkmaz'ın heykelinin indirilmesine ilişkin rapor hazırladı. Raporda, Mahsum Korkmaz'ın heykeline el koymak amacıyla zırhlı araçlarla ve ağır silahlarla Jandarma tarafından operasyon düzenlendiği, bu operasyon neticesinde askerler ile halk arasında gerginlik çıktığı, bu gerginlik sonrası sivillere yönelik olarak gerçek mühimmat ile saldırı gerçekleştirildiği ve bu saldırı neticesinde ölü ve yaralılar olduğu bilgisi edinildiği belirtildi.
'Mehdin Taşkın ateşli silahla yaşamını yitirdi'
Bunun üzerine heyetin ilk olarak Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi acil servisine gititği ve burada Mehdin Taşkın'ın başına isabet eden kurşun sebebiyle hayatını kaybettiği, Savaş Topkaya isimli kişinin ise vücuduna isabet eden dört kurşun ile yaralandığı, ameliyata alındığı ve hayati tehlikesinin devam ettiğinin öğrenildiğine yer verilen raporda, "Olay neticesinde yaşamını yitiren Mehdin Taşkın'ın Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesinde yapılan otopsi işlemlerine göre başına bir adet ateşli silah mermisi isabet ettiği, öldürücü nitelikte olduğu, yapılan atışın uzak atış mesafesinde yapılmış olduğu ve ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte olan beyin harabiyeti ve kanamasından ileri geldiği tespit edilmiştir" denildi.
'İtfaiyenin gelişini askerler engelledi'
Raporda heyetin, 13.00 sıralarında olay mahalline ulaştığı esnada olayın meydana geldiği yere çok yakın mesafede kısmen meşelik ve kısmen de köylüler tarafından ekim yapılan alandaki yangının halen devam ettiği ve yurttaşların kendi imkanlarıyla yangını söndürmeye çalıştıklarını gördüğü belirtilerek şu bilgilere yer verildi:
"Bu esnada itfaiye aracı olay yerine gelmiş, yaklaşık yarım saatlik bir müdahalenin ardından yangın söndürülmüştür. Vatandaşlardan edinilen bilgiye göre itfaiyenin olay yerine gelişi kolluk kuvvetleri tarafından engellenmiş olduğu için yangına geç müdahale edilmiştir. Yangın neticesinde yaklaşık 30 hektarlık bir alan tahrip olmuştur.
Heyetimiz daha sonra saldırının meydana geldiği yere ulaşmış ve burada gözlem ve tespitler yaparak tanıklarla görüşmüştür. Yapılan gözlemlerde mezarlık giriş kapısının kırıldığı, olay yerinde yüzlerce uzun namlulu silah mermisine ait kovanların olduğu, mezarlık içerisinde bulunan mescit, lavabo vb. yapıların duvarlarında ve pencerelerinde kurşun deliklerinin olduğu,olay yerinde bulunan bir aracın çarpma suretiyle tahrip edildiği, yer yer kan lekelerinin bulunduğu ve Mahsum Korkmaz'a ait büstün yıkıldığı görülmüştür.
'Karşılıklı çatışma yok'
Hukukçular raporlarında, olayda karşılıklı bir çatışma ihtimaline karşılık bu yönlü de araştırma yapıldığını ancak çatışma belirtisi olabilecek karşılıklı atış yapıldığını gösterir herhangi bir emareye olay yerinde rastlanılmadığını eklereyerk, mezarlık içerisinde bulunan yapılardaki kurşun izlerinin tamamı tek yönlü olup, karşı yönden isabet eden herhangi bir kurşun izine rastlanılmadığına yer verdi.
'Askerler hava destekli operasyon başlattı'
Tanıkların ifadelerine de yer verilen raporda, "Şehit Amed ve Şehit Hevidar Şehitliği" içerisinde bulunan Mahsum Korkmaz heykelinin yöre halkı tarafından kendi olanakları yapıldığını ve askerlerin müdahale ihtimaline karşı olay günü mezarlıkta yaklaşık 300 kişi toplandıklarını, olay günü 06.00 sıralarında binden fazla asker ve onlarca zırhlı araç ile karadan ve helikopterlerle havadan operasyon başlatıldığını, herhangi bir ihtar yapılmaksızın hem havadan hem de karadan kitlenin üzerine ateş açıldığını, gaz bombaları atıldığını, burada bulunan özellikle kadın ve çocukların odaların içerisine saklandıklarını ancak odaların duvar ve camlarına da gaz ve kurşun atıldığını, bunun üzerine nefes alamayacak duruma gelen yurttaşların odalardan çıkıp ağaçlık alana doğru kaçtıklarını, ölüm ve yaralanmaların da bu esnada meydana geldiğini, mezarlık içerisinde bulunan heykelin iş makinaları ve zırhlı araçlarla yıkılmasından sonra kolluk kuvvetlerinin bir kez daha ateş açarak olay yerini terk ettiklerini belirttikleri aktarıldı.
'Askerler yaşam hakkını çiğnedi mala zarar verme suçu işledi'
Raporun öneriler ve sonuçlar bölümünde, 1990'lı yılları aratmayacak bir şiddet ortamının yaratıldığına vurgu yapılarak, yaşam hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı hatırlatıldı. Raporda, "Yaşam Hakkı korunması gereken en temel insan hakkı olup gerek anayasa ile ve gerekse de Uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır. Herkes yaşam hakkı, özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. Bununla birlikte Arama ve Elkoyma kararı uyarınca bir suç şüphesi karşısında ispat aracı olduğu düşünülen eşyaya el konulabilir. Kolluk görevlilerinin görevi söz konusu heykeli zarar görmeyecek şekilde muhafaza altına almak olmasına rağmen uzun namlulu silahlar ile taramak ve kırmak suretiyle aynı zamanda mala zarar verme suçunu da işlemişlerdir" denildi.,
Manevi değerlere saygı gösterilmesi gerektiğine vurgu yapılan raporda, olayların açığa kavuşturulması için şu önerilere yer verildi:
* Sivil yurttaşlara doğrudan ateşli silahlarla ateş ederek bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına sebebiyet veren kolluk amir ve görevlilerinin derhal açığa alınması ve haklarında etkin bir soruşturma yürütülmesi,
* Herhangi bir idari karar olmaksızın yıkım işlemi yapan kolluk yetkilileri hakkında soruşturma başlatılması
* Olay yerinde yaralılar olmasına rağmen müdahale amacıyla defalarca aranmasına rağmen gelmeyen 112 Acil sağlık personeli hakkında gerekli adli işlemlerin yapılması,
* Olayı etkin takibi için Sivil Toplum Kuruluşları tarafından inceleme komisyonunun oluşturulması önerilmektedir.
(gc)

