'Cinsel istismar olaylarına karşı eğitimler verilmeli'
08:42
Gülşen Koçuk / JINHA
WAN - Her toplumun kanayan yarası olan ve artarak devam eden çocuk istismarı ve enseste ilişkin konuşan Van Barosu Çocuk Hakları Komisyonu avukatlarından Gülay Özgökçe, yasaların mağdur için kalıcı çözüm üretmediğini dile getirirken, Sosyolog Alev Şahin ise, "Nasıl ki matematikte formüller öğretiliyorsa, çocuğu yaşama hazırlık evresinde de kendini ifade edebilmesi, tanıması öğretilmeli" dedi.
Kültürü, ulusu, dini, coğrafyası fark etmeksizin her toplumda görülen çocuk istismarı ve ensest ilişkiler, toplumsal tabular olarak yaşamda yerini korurken, son zamanlarda kadın mücadelesinin de bir sonucu olarak bu sorunla yüzleşmeye başladı. Fakat gün geçtikçe daha korkunç tabloların ortaya çıktığı çocuk istismarı ve ensest ilişkiler konusunda hala kalıcı çözümler üretilebilmiş değil. Toplumun en savunmasız bireyleri olan çocuklar üzerindeki erkek egemen zihniyet baskısı ve sonuçlarını Van Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Avukatlarından Gülay Özgökçe ve Rojin Kadın Yaşam Merkezi Sosyologlarından Alev Şahin değerlendirdi.
'Çocuk istismarı sadece cinsel istismar değildir'
Çocuk cinsel istismar vakalarına ilişkin olarak konuşan Van Barosu Çocuk Hakları Komisyonu avukatlarından Gülay Özgökçe, çocuk istismarı denildiğinde sadece cinsel istismarın akla geldiğini ve bunun da yanlış bir algı olduğunu dile getirdi. Çocuk istismarının anne, baba, bakıcı ya da bir yetişkin tarafından çocuğa zarar verici davranışlar ve etkilerde bulunulması anlamına geldiğini söyleyen Gülay, cinsel istismarın, çocuğa fiziksel, cinsel, ruhsal yönden zarar veren davranışlar bütünü olduğuna işaret etti. Çocuğa yönelik her yaralama olayının fiziksel istismar kategorisine girdiğini ifade eden Gülay, "Fiziksel olarak istismara uğrayan çocuğun üzerinde birçok etki kalıyor. Duygusallıktan uzak olması, öfkelenmesi, bağırması, sosyal ilişkilerin tamamen fiziki şiddete dayalı olarak ilerlemesi gibi etkiler göstermektedir. Bu konuda da en büyük görev ailelere ve yetişkinlere düşüyor" dedi.
Cinsel istismarın sık görüldüğü durumlar…
Toplumsal olarak en hassas olunan çocuk istismar türlerinden cinsel istismara ilişkin açıklamalarda bulunan Gülay, cinsel istismarın son zamanlarda yaygınlaştığını dile getirdi. Gülay, tecavüz, ensest, çocuk pornografi, teşhircilik gibi durumların çocuk cinsel istismarları olduğuna dikkat çekti. "Çocuk cinsel istismarı her sosyo ekonomik düzeyde görülen bir durumdur" diyen Gülay, cinsel istismar vakalarını kişilere, bölgelere ya da topluma göre ayırmanın mümkün olmadığına işaret etti. Fakat cinsel istismar olaylarının sık görüldüğü durumların olduğuna dikkat çeken Gülay, boşanma, şiddet, alkol ya da madde bağımlılığı olan ailelerde cinsel istismar olayının daha fazla yaşandığını vurguladı.
'Cinsel istismar kalıcı hasarlar bırakıyor'
Cinsel istismarın tespitinin zor olduğuna sözlerinde yer veren Gülay, cinsel istismara uğrayan bir çocuğun beyanının esas alınması gerektiğinin altını çizdi. Gülay, cinsel istismara uğrayan kız ve erkek çocukların oranlarına ilişkin olarak, erkek çocuklarda fiziksel olarak cinsel istismarın tespitinin zor olması nedeniyle net bilgilerin olmadığını kaydetti. Cinsel istismarın, çocuk üzerinde kalıcı hasarlar bıraktığını kaydeden Gülay, uyku bozuklukları, kabus, fobiler, kişilik bozuklukları, yüksek oranda depresyon, intihar durumlarının çocuklarda yaşandığına dikkat çekti.
'Ağırlaştırılmış cezaların caydırıcılığı sorgulanmalı'
Çocuğun cinsel istismarına ilişkin TCK'da cezaların ağırlaştırıldığını dile getiren Gülay, ağırlaştırılan cezaların çocuklar için ne kadar iyileştirici, failler için ne kadar caydırıcı olabileceğinin sorgulanması gerektiğine işaret etti. Gülay, yeni yasal düzenlemelerde çocuk cinsel istismarları suçlarının beden ve ruh sağlığının bozulma deliline dayanmadığına işaret ederek, çocuğun cinsel istismara uğradığı dönemdeki bedensel ve ruhsal hasarın tespitinin zor olduğunu, bunun zaman içinde ortaya çıkabileceğini belirtti. Ayrıca var olan cinsel istismar olaylarının önüne geçmek amacıyla yasalarda bir düzenlemeye gidilmediğini hatırlatan Gülay, bu durumda çocukların mağduriyetlerinin sürdüğünü dile getirdi. Gülay, çocuğun anne ve babası tarafından yalnız bırakılmasının duygusal istismar, çocuğun kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak yaşta, ihtiyaçlarını karşılamamasının da bir istismar olduğuna dikkat çekti.
'Araştırma sonuçları ensesti meşru kılıyor!'
Çocuk istismarı konusunda enseste değinen Gülay, kanunlarda enseste ilişkin bir düzenlemenin olmadığını belirtti. Ensest ilişkilerin, "evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini olarak yasaklanmış yakın akraba ilişkileri" olarak tanımlandığını söyleyen Gülay, bu ilişki türünden en çok çocukların etkilendiğini ifade etti. Ensest ilişkilerin, toplumsal ve hukuksal olarak yasak bir ilişki türü olduğu için gizli tutulan bir olay olduğunu kaydeden Gülay, çocuk ensest vakalarının gizli tutulmasının sebeplerini ise, korkutulma, yakınlarına zarar gelmesi endişesi ya da çocuğun yaşadığı olayın ne olduğunun farkına varamaması şeklinde sıraladı. Gülay, ensest vakaların nedenlerine ilişkin araştırmalarda çıkan "kız çocuklarında baştan çıkarıcı tavırların gelişmesi" gibi sonuçları eleştirirken, ensest ya da çocuk istismarı vakalarında mağdur için yasal çerçeve bakımından önlem alınmamasının da eksiklik olduğunu dile getirdi.
'Ensest yaş hiyerarşisinden besleniyor'
Ensest ilişkilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rojin Kadın Yaşam Merkezi Sosyologu Alev Şahin ise, ensest vakaların tarihten bu yana her zaman tabu olarak görüldüğünü dile getirdi. Ensest ilişkilerin yaş hiyerarşisinden beslenerek kız ve erkek çocukların maruz kaldığı taciz ve tecavüzler olarak değerlendirilebileceğine dikkat çeken Alev, yapılan tüm araştırmalarda da kız çocukların erkeklere oranla daha fazla kaldığını kaydetti. Alev, ensest ilişkileri gerçekleştirenlerin genellikle baba, erkek kardeş, dayı, dede gibi yaşça büyük erkek akrabalar olduğuna işaret etti. Çocuk ensest vakalarının her sosyo kültürel ve sosyo ekonomik düzeyde yaşandığını ve ayrıma gidilemeyeceğini vurgulayan Alev, ensest ilişkilerin genellikle mağdur olan kişilerin evlenmesi ya da gebe kalması durumunda, intihar olaylarında ortaya çıktığını ifade etti.
'Çocuklar güvendikleri kişiler tarafından istismar ediliyor'
Ensest ilişkilerin ortaya çıkmasında aile bireyleri arasındaki ilişkilerin önemli olduğuna vurgu yapan Alev, ensest ilişkilerin ortaya çıkmasının önündeki en büyük engelin çocukların güvendikleri en yakınları tarafından istismara uğramaları olduğunu kaydetti. Çocukların, kendi yaşadıkları ortamda istismara uğraması nedeniyle bunu normal gördüğünü ve aile ilişkilerinin bu şekilde olduğunu düşündüğünü dile getiren Alev, "Çocuk yaşadığı istismarda rahatsız olsa bile, yaşadıklarının yanlış olduğunu ve bu yanlışı nasıl ifade edebileceğini bilmiyor. Çocuğun kendisini suçlu hissetmesi, ailenin dağılmasından korkması, baskı ve tehditler, çocuğun yetiştirilme biçimi, eğitim sistemi çocuğun yaşadıklarını anlatmasının önünde bir engeldir. Eğitim sistemindeki en büyük eksiklik, çocukların kendini ifade edememeleri, kendi bedenlerini tanıyamamalarıdır. Nasıl ki matematikte formüller öğretiliyorsa, çocuğu yaşama hazırlık evresinde de bunlar gösterilmeli" dedi.
'Namus kavramı mağduru suçlu kılıyor'
Ailelerin, cinsel istismarı bildiği halde çocuğa destek vermemesi tepki göstermemesinin de cinsel istismarın nedenlerinden birisi olduğuna işaret eden Alev, bu durumun en büyük nedeninin de "namus" kavramı olduğunu dile getirdi. Alev, "namus" kavramı nedeniyle cinsel istismara uğrayanın suçlu görüldüğüne dikkat çekerken, "Ensest sorunu, ciddi yaklaşılması gereken ve toplumun derinden etkilendiği bir sorundur. Aile içi şiddet, cinsel istismar, buradan gücünü almaktadır. Ensest gibi karmaşık bir sorunun çözülmesi için iyileşmeye gidilmesi gerekiyor. Bunun da en önemli kaynağı yasalardır. Suçluların cezalarının arttırıldığı söyleniyor, ama artırılmıyor. Medyaya da cinsel istismar konusunda önemli bir rol düşüyor. Medya cinsel istismar olaylarını özendirici, sosyo ekonomik bir yapıyı hedef alacak şekilde, farklı bölgeleri damgalayarak vermemeli. Medya, cinsel istismarın ortaya çıkarılmasında yol gösterici olmalı ve ortaya çıkması için cesaretlendirmeli. Uzmanlar, cinsel istismar konusunda daha fazla bilgi sahibi olmalıdır. Eğitim sistemi kendisini dönüştürmeli, aileler çocukların kendilerini rahat ifade etmesi konusunda yardımcı olmalı ve geliştirmelidir" açıklamalarında bulundu.
'Kadın mücadelesi sayesinde istismar olayları açığa çıktı'
"Tarihe baktığımız zaman süregelen istismarların, kadın ve çocuklar üzerinden kendisini sürdürdüğünü görebiliyoruz" diyen Alev, bunu sürdürenin de erkek egemen zihniyet olduğunu kaydetti. İstismar olaylarının, büyüyen kadın mücadelesiyle birlikte daha fazla ortaya çıktığına dikkat çeken Alev, artık kadınlarda da çocuklarda da farkındalığı sonucu istismar olaylarının gizliliğinin azaldığına işaret etti. Alev, kadın ve çocukların bilinçlenmesi için gereken çalışmaları sürdürdüklerini ve sürdüreceklerini dile getirdi.
(gk/mg)

