Êzidî kadınlar: IŞİD’i topraklarımızdan çıkaracağız
12:08
Zinarîn Aydın/JINHA
DÊRIK - Şengal'de IŞİD'in katliamından sağ kurtularak Rojava'daki Newroz Kampı’na ulaşmayı başaran kadınların anlattıkları yaşanan vahşeti gözler önüne seriyor. Kaçmayı başaramayan birçok kadının çetelerin eline düşmemek için intihar ettiğini belirten kadınlar, “Bize bunu yaşatanları asla affetmeyeceğiz. Onlara direnişimizle cevap vereceğiz. Direnişe PKK ile beraber katılacağız ve onları topraklarımızdan çıkaracağız" dedi.
Şengal'de IŞİD'in katliamından sağ kurtulan binlerce Ezidî, Rojava'nın Dêrik kentinde oluşturulan Newroz Kampı'na sığındı. IŞİD katliamından kaçan Êzidîler geride IŞİD tarafından rehin alınmış yüzlerce kadını arkalarında bırakarak, topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Birçok kadın ise tecavüz ve kaçırılma korkusu nedeniyle kendini bıçaklayarak veya kayalıklardan atlayarak yaşamına son verdi. Yaşadıkları vahşeti ve ölüm yürüyüşünü JINHA'nın Rojava muhabiri Zinarîn Aydın'a anlatan kadınlar, "Çocuklarımızı ve kadınların çoğunu geride bıraktık. Hala gözümüz arkada. Sanki her an onlar da buraya gelecekmiş gibi hissediyoruz" dedi.
'Yol boyu çocuk ve yaşlı cesetleri vardı'
IŞİD saldırısının ardından 10 gün boyunca aç ve susuz bir şekilde Şengal dağlarında saklandığını ve ardından kampa varmak için aynı susuzlukla 5 gün yürüdüğünü söyleyen Aynur Dero, "Zaten dağda tüm enerjimizi yitirmiştik. Çok açtık ve aynı şekilde susuzduk. 10 günün ardından dağdan indik. PKK tarafından oluşturulan hattan Rojava'ya geçmek için yürüyüşe koyulduk. Çok zordu. Susuzluktan yürüyemiyorduk. Fakat yürümek zorundaydık. Her an ensemizde IŞİD'in nefesini hissediyorduk. Onların eline düşmemek için yürüdük. Başka çare yoktu. Yol boyu, çocuklar ve yaşlılar dayanamıyor ölüyordu. Bu nasıl bir duygu size anlatamam. O an kendini insan olarak görmüyorsun. Sadece yaşamak zorunda kalan bir hücre gibisin. Bizi kurtaran PKK'ye binlerce kez teşekkür ediyorum. Onlar benim kahramanım" diye konuştu.
'Ölmek istedim ama çocuklarımı düşündüm'
Kampta kalan diğer kadınlardan Neam Hisên Sado, üç çocuğuyla ölüm yürüyüşüne katıldığını belirtti. Neam, "Çocuklarla beraber yola çıkmak kadar acı veren bir şey yok. O an tüm gücümü kaybetmiştim. Ona rağmen bir çocuğum sırtımda, biri kucağımda birinin de elinden sıkı sıkı tutmuş bir şekilde yürüyordum. Gücüm kalmamıştı ve çocuklar susuz oldukları için sürekli ağlıyordu. O an ben de intihar etmek istedim. Çünkü her adım benim için bir ölüm demekti. Çünkü artık yürümeye takatim kalmamıştı. Fakat öldükten sonra çocuklarımın da öleceğini biliyordum. Bu yüzden yapamadım. Onlar için yürüdüm" ifadelerinde bulundu.
'Yaşasın halk ve inançların birlikteliği'
Kamptaki iki çocuk annesi Rênas Caso adlı bir diğer kadın ise, "Yoldayken bir çocuğum açlıktan sürekli ağlıyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Sürekli ağlayan bir cocukla baş etmek zorunda kalmak bana çok zor geldi. Çünkü o an yanımda intihar eden kadın arkadaşlarımın cesetlerini görüyordum ve bir travma yaşıyordum. Birden çocuğumun üzerine çullandım ve onu boğmak istedim. Bir süre sonra kedime geldim. Ne yaptığımı ben de bilmiyordum. Çocuğum ölmemişti. Çok korktum. Ama elimde değildi. Aklımı kaçırmıştım" diye konuştu. Rênas, kampa varmanın kendisi için bir hayal olduğunu ifade ederek, "Evet kampa doğru yürüyorduk fakat yetişeceğimden hiç umutlu değildim. Şimdi buradayım ve çocuklarım yaşıyor. Şu an kendisine uluslararası ambargo uygulanan Rojava'nın bize sahip çıkması çok onurlu bir davranış. Yaşasın halk ve inançların birlikteliği" dedi.
'IŞİD'e karşı PKK ile aynı saflarda olacağız'
Şengal dağlarında ve yürüyüş boyunca ölümü yaşadıklarını ifade eden Nazdar Xelef de yaşadıklarını şöyle anlattı: "Ölümün nasıl bir duygu olduğunu çok iyi öğrendik. Yakınlarının gözlerinin önünde ölmesi ve çaresiz kalmanın da ne demek olduğunu ne yazık ki öğrendik. Biz bu saldırıda çok şey öğrendik. Bize bunu yaşatan ve öğretenleri asla affetmeyeceğiz. Onlara direnişimizle cevap vereceğiz. Direnişe PKK ile beraber katılacağız ve onları topraklarımızdan çıkaracağız."
(za/zd/gc)

