'Sürgün içinde sürgün yaşıyoruz'
08:54
Aze Boran/JINHA
ERBİL - 1990'lı yıllarda baskı ve zor politikalarının ardından yaşadıkları toprakları bırakarak göç etmek zorunda kalan Maxmur kampında yaşayanlar, gördükleri sayısız sürgünün ardından bir kez daha topraklarını bırakmak zorunda kaldı. IŞİD saldırıları nedeniyle Ranya ve çevresine yerleştirilen Maxmurlular "Sürgün içinde sürgün yaşıyoruz" diyerek yaşadıklarını anlatıyor.
İŞİD çetelerinin Maxmur kampına saldırmasıyla birlikte, burada yaşayanlar bir kez daha sürgün edildi. 1990'lı yıllarda baskı ve zor politikaları nedeniyle kendi toprakların bırakıp Maxmur'a gidenler, şimdi can güvenlikleri için Ranya'nın Hacıava ve çevrelerindeki cami ve okullara yerleştirildi. 9 kez sürgün yaşadıklarını ifade eden Maxmur mültecilerinden Narınç "yaşamımız sürgün" diyerek 23 yıllık sürgün hayatlarını dile getirdi. Türkiye'den başlayan yolculuklarını anlatan Narınç "96 yılında köyümüz Hilali'den çıktık, oradan da Behere'ye geçtik. Bir battaniyemiz bile o zamanlar yoktu, bir taraftan yağmur diğer taraftan açlıkla savaşıyorduk. Kısa bir süre orada kaldık. Sonra Türk savaş uçakları geldi, hepimiz Behere mağarasına kaçtık, orada uçaklar bizi vurdu. Kucağımda küçük kızım Kürdistan vardı, orada kucağımda can verdi" dedi.
'Bize bir tek PKK sahip çıktı'
Türk savaş uçaklarının bombardımanından sonra Ninova'ya geçtiklerini söyleyen Narınç, "Ninova'ya geçtiğimizde artık kış bastırmıştı. Bir taraftan hastalıklarla boğuşuyorduk, bir taraftan da açlık, yoksulluk ve ölümle. Çok zor günler yaşadık. Orada bir iki ay kaldıktan sonra Ertuş kampına geçtik" diye belirtti. Ertuş kampında çadırlarda kaldıklarını belirten Narınç, "O karda kışta çadırlarda çok zorlandık. Orada bir iki yıl kaldık. Oradan da Bezeve'ye, oradan da Ninova'ya, Ninova'dan Maxmur'a geçtik. Şimdi de buradayız. Kimse bize sahip çıkmadı. Bize bir tek PKK sahip çıktı, korudu" dedi.
'Torunlarım da sürgün yaşıyor'
Sürgünlerinin hala devam ettiğini belirten Narınç "Sürgüne başladığımızda benim kucağımda çocuklarım vardı, şimdi torunlarım var ve onlar da sürgünü yaşıyorlar. Sürgün içinde sürgün yaşıyoruz. Artık köklü bir çözümün geliştirilmeli, yaşamımız bir sürgünden ibaret" dedi. Narınç, İŞİD saldırılarının artık durdurulması gerektiğini ifade ederken konuşmasına şunları da ekledi "Maxmur bizim toprağımız değil ama orada kan döktük, emek verdik. Orası bizim yuvamız, öyle belledik. Geçici çözümler değil kalıcı çözüm istiyoruz" dedi.
Kimliğimiz verilmeden bu sürgün bitmeyecek
Narınç konuşmasının sonunda "Bu sadece bir sürgün sorunu değil, bir kimlik, varlık sorunudur. Kimlik sahibi olmadığımız için sürgün edildik. Bu nedenle öncelikle kimliğimizin tanınması gerekir. Maxmur'da verilen mücadele ve burada verilen yaşam mücadelesinin nedeni kimliktir. Kimliğimiz verilmeden bu sürgün bitmeyecek" dedi.
(ae/gc)

