Eş başkanlardan Êzidî halkı için ortak duyarlılık çağrısı
14:02
JINHA
AMED - DTK, HDP ve DBP eş başkanları Êzidî halkın yaşadığı katliamlara karşı duyarlılık çağrısında bulundu. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, IŞİD vahşetine karşı tüm bölge halkının birlikte hareket ederek, direnişe geçmesi gerektiğini belirterek, “Ortadoğu'da artık egemenliğe, ranta ve sömürülere karşı aydınlık bir güç çıktı ve bu güçler halkların mücadelesi için savaşan güçlerdir. Tüm Türkiye ve dünya haklarını insani yardımlara davet ediyorum. Kadın özgürlük mücadelesi veren tüm kadınların bu vahşete karşı durması gerekiyor" dedi.
DTK, HDP ve DBP eş başkanlarının katılımı ile DTK binasında Şengal ve Rojava'daki son gelişmelere ilişkin ortak basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısına DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, HDP eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, Batman Milletvekili Ayla Ata Akat katıldı. İlk olarak konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, IŞİD ve emperyalist güçler tarafından Kürt halkının kazanımlarının yok edilmek istendiğini söyleyerek, "Kürt halkı, bu kazanımlarını yok etmeye yönelik saldırılar karşısında dik duracaktır. Dört parçaya sesleniyoruz, bugün Kürt halkı kazanımlarını korumalıdır ve mücadele etmelidir" ifadelerini kullandı.
'Şengal Kürt halkı için önemlidir'
Ahmet, Şengal'den gelen Êzidîler için ortak mücadele ve birlikteliğin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Kürt halkının beklentisinin büyük olduğuna dikkat çeken Ahmet, "Kürt halkı artık siyasi menfaatler yerine ezilen halkların menfaatlerinin dikkate alınmasını istiyor. Şengal Kürt halkı için önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle Şengal'e ve halkına sahip çıkarak, IŞİD'in vahşi saldırılarına karşı ortak mücadele etmeyi başarmalıyız" şeklinde konuştu.
'İnsanlık sessizliğe bürünmüş'
Ardından konuşan Selahattin Demirtaş ise, Şengal ve Maxmur'a yapılan saldırıları kınayarak, gerçekleştirilen saldırıların artık siyasi saldırılar olduğunu belirtti. Selahattin, Ortadoğu topraklarının kan gölüne çevrildiğini ve insanlığın sessizliğe büründüğünü dile getirerek, "En vahim konu tüm insanlığın ve uluslararası örgütlerin bu katliamlara karşı sessiz kalışıdır. Şengal petrollerle dolu olmuş olsaydı tüm dünya IŞİD'e karşı ayaklanırdı. Paraya tapanlar, petrole tapanlar için oranın hiçbir önemi yoktur ancak bizim için Êzidî halkı ve Şengal önemlidir" sözlerini ifade etti.
'Êzidî halkı uluslararası güçlerden medet ummamalıdır'
HDP, DBP olarak bölgeye gelmek zorunda kalan Êzdîlere mülteci demediklerini ifade eden Selahattin, "Biz Êzidîlere mülteci demedik çünkü bu kadim toprakların sahipleridir ve misafirlerimizdirler. Ulusal birlik açısından zorunlu bir süreçle karşı karşıyayız. Sadece koltuk sevdasına, partisine düşkün olanlar tüm halklara ihanet etmiş demektir. Êzidî halkı uluslararası güçlerden medet ummamalıdır, kendi savunmasını kendisi yapmalıdır artık" dedi.
'Başbakan verdiği sözlere ciddi yaklaşmalıdır'
Selahattin, başlatılan yardım kampanyalarına verilecek her desteğin çok önemli olduğunu söyledi. Devlet'in vergi yükümlülüklerini belediyelere bırakması halinde yardım noktasında sıkıntı yaşanmayacağını dile getiren Selahattin, "Ancak devlet vergileri kendinde merkezileştirdiği için şuan yardım noktasında sıkıntı yaşayabiliyoruz. Türkiye hükümeti mülteci sorununa uluslararası bir perspektifle yaklaşmalıdır. Başbakan Ahmet Davutoğlu bizimle gerçekleştirdiği görüşmelerde yardım ellerini uzatacaklarını dile getirdiği halde halen bir adım atmış değil. Artık bir Başbakan olarak ciddi bir şekilde verdiği sözleri yerine getirmelidir" ifadelerini vurguladı.
'Şengal ve Maxmur özerk yerlere dönüştürülmelidir'
Şengal ve Maxmur'da kalıcı bir yaşamın oluşturulması gerektiğini vurgulayan Selahattin, bu bölgelerin özerk yerlere dönüştürülmesi gerektiğini, Şengal'e özel statünün sağlanması ve BM'nin ise Şengal'in inanç bölgesi olarak tanımlaması gerektiğini ifade etti. Son olarak Selahattin, ezilen hakların yalnız olmadığını kaydederek, "Birlik olmayı başaran halklar IŞİD çetesinin vahşetine karşı kazanacak ve kirli yüzünü ortaya çıkararak, kardeşçe yaşanacak bir dünya yaratacaktır" şeklinde konuştu.
'Tüm dünyayı insani yardımlara davet ediyorum'
Selahattin’in ardından konuşan Figen Yüksekdağ, Şengal denildiğinde yaşanan kirli vahşetin akıllarına geldiğini söyleyerek, "Bu savaşı sonlandırabilmek için tüm bölge halkların birlikte hareket etmesi ve direnişi yaşama geçirmesi gerekmektedir. Ortadoğu'da artık egemenliğe, ranta ve sömürülere karşı aydınlık bir güç çıktı ve bu güçler halkların mücadelesi için savaşan güçlerdir. Tüm Türkiye ve dünya haklarını insani yardımlara davet ediyorum. Kadın özgürlük mücadelesi veren tüm kadınların bu vahşete karşı durması gerekiyor" diye belirtti.
'Êzidi halkı topraklarını terk etmemelidir'
Kamuran Yüksek de, IŞİD çetelerinin halkların özgürlük ve demokrasi arayışlarının karşısına hegemonik güçlerin çıkardığını dile getirerek, IŞİD saldırılarıyla bir halkın yok edilmek istendiğini bu saldırıları bertaraf etmenin ulusal birliğin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını ve bir an önce bu yönlü adımların atılması gerektiğine vurgu yaptı. Kamuran, Êzidî halkların topraklarını terk etmelerini istemediklerini dile getirerek, "Êzidî halkı topraklarına sahip çıkmalıdır, toprakları için mücadele etmelidir. Buraya gelmek zorunda kalan Êzidî haklı da en iyi şekilde halkımız tarafından sahiplenilmelidir" ifadelerini vurguladı.
Son olarak konuşan Selma Irmak ise, Şengal, Maxmur ve Rojava'da yaşanan savaşa karşı birliktelik çağrısı yaparak, "Tüm ezilen halklar birlik olup Şengal halkına yardım elini uzatmalıdır. Şengal halkı bizlerin misafiridir ve bizler misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlayacağız" dedi.
(be-rt/mg)

