'Daha fazla sessiz kalamayız'
09:06
Nurcan Yalçın / JINHA
AMED - İstanbul'dan gelen Ayten Sabırlı, Kürdistan'da yaşananlara karşı batının sessizliğini eleştirerek, "80'li 90'lı yıllarda sessiz kaldık ve bunun eleştirisini yaparken, şimdi sessiz kalıp daha sonraki yıllarda yine 'biz burada hata yaptık, sessiz kaldık' diye özeleştiriler yapmaya devam edeceğiz" dedi.
Günlerdir Kürdistan'ın birçok kentinde aralıksız bir şekilde süren abluka ve saldırılara sessiz kalmayıp İstanbul'dan Kürt halkına destek için gelen Ayten Sabırlı, Şırnak'a gitmek istedi ancak gidişleri engellenince İHD'de açlık grevi yapan ailelere destek için günlerce yanlarında kaldı. Ayten, "Eğer özyönetim suç ise, karşılığı ölüm ve cesetlerine eziyet etmek ise, ilk suçu işleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'dır ve bunun için yargılanması gerekir. Özyönetimler sadece doğuyla alakalı değil. Küçükçekmece Teyfikbey Mahallesinin de hakkıdır özyönetimler. Ayrıca demokrasinin de gereğidir" dedi.
'Burada insanlık suçu işleniyor'
Balkan göçmenlerinden Ayten, devletin saldırılarını haksız bulduğunu vurgulayarak, "Ben buraları düşündüğümde Gezi aklıma geliyordu. 3-5 ağaç için milyonlarca insan sokağa dökülüyordu ama bu gün burada insanlık suçu işleniyor ve hiç kimse harekete geçmiyor. Bunu da anlamakta güçlük çekiyorum. Gezi'de insanlar öldü ve akın akın Gezi'ye koştuk, sahip çıktık. Şimdi burada yaşayanlar için neden ayni hassasiyeti göstermediklerini anlamak zor. Umarım birkaç yıl sonra vicdanlarının rahtsızlığını hissetmezler bu sessizliklerinden ötürü" dedi.
'Burası için sözün bittiği yer'
Türkiye'de sadece savaş suçu değil insanlık suçunun da işlediğini ifade eden Ayten, "Burası için sözün bittiği yer. İki gündür ailelerle birlikteyim. Acılarını ne kadar anlamaya çalışsam da çok zorlanıyorum. Bir yandan saatlerce süren bombardıman sesleri var. Çocukları için fenalaşıp bayılan annelerimiz var. Bu durumda bile barışı haykırıp 'çocuklarımız,' hata 'askerler ölmesin' diye dua edip duranlar var. Aklım mantığım algılamıyor artık. Annelerin bulunduğu yerden 500 metre ilerisinde kim bilir daha kaç gencimiz hayatını kaybetti ya da kaybedecek. Bunlar için ses vermeyen özellikle batıyı kınıyorum. İnsani değerlerin, hümanizmin coğrafyalara göre değişmesini anlamadım anlamayacağım da. Bu kadar sessiz kalmanın bir manası yok" şeklinde konuştu.
'80'li 90'lı yıllarda da biz bunları yaşadık'
Yoğun baskıya rağmen her koşula yapacak bir şeylerin olduğunu söyleyen Ayten, "80'li 90'lı yıllarda da biz bunları yaşadık ama o zamanda biz batılılar olarak sessiz kaldık. Son dönelmede o günlerin eleştirisini yaparken şimdi daha kötü bir döneme girip, sessiz kalıp, daha sonraki yıllarda yine 'biz burada hata yaptık, sessiz kaldık, bu insanlığa aykırıydı' diye özeleştiriler yapmaya devam edeceğiz. Benim İstanbul'da vicdanım rahat değildi. Kadınlarla beraber Şırnak'a gitmek için yola çıktık ancak gidemedik. Ben ilk Siirt'te gittiğimde savaşın acımasızlığını çok derinden hissettim. Uzakta izlemek ve yakından şahit olmak arasında büyük bir fark var. Ben buraya açlık grevine katılarak destek olmak istedim ama sadece ailelerle sırlı olduğu söylendi. Bende İstanbul'a gidince bir yolunu bulup, açlık grevine oturacağım. Böyle olmaz, daha fazla sessiz kalmak istemiyorum" dedi.
(gc)