Silvanlı kadınlar cenazelere yönelik 'devlet işkencesi'ne tepki gösterdi
09:00
JINHA
AMED - Özyönetimin ilan edildiği yerlerde katledilenlerin cenazeleri ailelerine verilmezken, cenazesini alan aileler de defnetme işlemini bile yapamaz duruma getiriliyor. Silvan'da yakınları katledilen aileler, Sur'da abluka nedeniyle cenazesini alamayan ailelerin yaşadığı acıyı çok iyi bildiklerini belirterek, devletin cenazelere yönelik işkencesini kınadı.
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde özyönetim ilanının ardından 6 kez 'sokağa çıkma yasağı' uygulayan devlet güçleri saldırılarda aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 15 sivili katletti. Bunun yanı sıra sıkıyönetim uygulamaları nedeniyle dükkanlar ve evler kullanılamaz hale geldi, cenazeler günlerce hastanelerde bekletildi, birçoğu ise ailelerine gösterilmeden defnedildi. Silvan'da yaşanan saldırılar yaklaşık 2 aydır Sur'da tekerrür ediyor. Binlerce yıllık tarihi geçmişi olan Sur'a yönelik tanklarla, toplarla saldıran devlet güçleri, katlettiği 4 gencin ise cenazelerinin ailelerine ulaşmasına izin vermiyor. Cenazelerini alamayan ailelerde İHD Diyarbakır Şubesi'nde başlattıkları açlık grevlerine devam ediyor. Cenazelerin günlerce sokakta bekletilmesinin verdiği acıyı çok iyi bildiklerini belirten Silvanlı kadınlar, biran önce ablukanın kalkmasını ve cenazelerin ailelerine ulaştırmasını istedi.
'Cenazemizi zorla aldık'
Silvan'ın Mescid Mahallesi'nde 11 Kasım 2015'te devlet tarafından katledilen Soro Güleç'in kardeşi Fidan Güleç, katledilen kardeşinin cenazesini uzun süre alamadıklarını belirterek, hastane önünde günlerce bekletildiklerini söyledi. Cenazelere yönelik işkence ile ailelere daha fazla acı çektirildiğini kaydeden Fidan, "Onu hastaneye kaldırmışlardı, ondan bile haberimiz yoktu. Birkaç gün hastanede kalıyor, bir tanıdığımızın cenazeyi görmesiyle haberimiz oldu. Biz diğer gün hastaneye gidebildik. Birkaç günde hastanede kaldık çünkü cenazeyi bize vermiyorlardı. Cenazeyi zorla aldık" dedi.
'Soro'dan bize güvercinleri kaldı'
Kardeşinin katledilmesiyle çok acılar çektiklerini ifade eden Fidan, "Soro'dan bize kalan tek şey beslediği güvercinler oldu. Soro güvercin besliyordu, onu anlatmakta güçlük çekiyoruz, onu ölümünü annem halen kabullenemiyor. Ondan bahsedemiyoruz evde, anlatırken bile boğazımız düğümleniyor. Şuan Sur'da da bekletilen cenazeler var. İnsanlara yaşatılan bu acılardan dolayı çok üzülüyoruz ve o aileleri çok iyi anlıyoruz. Biz de bu acıyı yaşadık ve nasıl bir acı olduğunu biliyoruz. Bu acıyı yaşayanlar ancak anlar nasıl bir acı olduğunu. Biz bu savaşın bitmesini ve bu kanın durmasını istiyoruz. Yeter artık anneler ağlamasın, barış getirilsin. Nasıl olursa olsun bu kanı durdursunlar" çağrısında bulundu.
'Cenazelerimizi defnetmemize bile izin verilmiyor'
Devletin sivil halka yönelik saldırılarını kınayan Fatma Sinbağ da tepkilerini şu sözlerle dile getirdi: "Devlet güçleri Silvan'da günlerce sivil halkı hedef aldı. Tanklarla toplarla bize saldırdı. Biz sivildik, evdeydik ve bir şey yapamaz duruma gelmiştik. Şimdi de aynı saldırılarını Sur'da yapıyorlar. Silvan'da saldırılarda benim oğlumu katlettiler. Oğlumun cenazesini teşhis ettikten sonra almak istedim ancak polis ısrarla otopsi ve kan örneği istedi. Bende polise 'Sen kurşununu tanırsın oğlumu sana parçalatmam' dedim. Cenazelerimizi defnetmemize bile izin verilmiyor. Bu hangi inançta var? Kürdistan'daki imamların bu duruma ses çıkarması gerekiyor."
'Kürtler bitmez vallahi de bitmez'
Sur'da cenazelerin verilmemesini zulüm olarak nitelendiren Fatma, "Günlerce bize cenazelerimizi vermiyor. Devlet katlettiği gibi birde cenazelerin toprakla buluşmasını engelleyerek hem ailelere hem de ölü bedene işkence uyguluyor. Aileler cenazelerini gördüklerinde ise artık tanınmayacak hale geliyor. Bu katledilenlerin yakınlarına yaşatılabilecek en büyük acıdır. Katliam politikalarıyla Kürtleri bitiremezler. Kürtler bitmez, vallahi de bitmez. Devlet 10 kişi katleder yerine 20'si geçer. Kürtler asla bitmez ve mücadelesini sürdürür" şeklinde konuştu.
(ea-mt/mg)