'Bu suça ortak olmayacağız' diyen akademisyen: Sessiz kalamazdım
09:07
JINHA
AMED - "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza atan akademisyenlerden Dicle Üniversitesi (DÜ) Araştırma Görevlisi Hümeyra Yılmaz, "Biz kişisel kaygılarla imza atmadık. Bu zulme daha fazla sessiz kalamazdım. İmzayı geri çekme gibi bir durum olamaz. Bu artık kişiliğimize dönük bir durum oldu ve imzamızın arkasında sonuna kadar duracağız" dedi.
Geçtiğimiz günlerde Barış İçin Akademisyenler adıyla bir araya gelen 1128 akademisyen tarafından "Bu suça ortak olmayacağız" başlığı ile Kürdistan'da devletin sivillere yönelik saldırılarına karşı barış çağrısı yapan bildiri yayınlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hedef göstermesiyle idari ve adli soruşturmalara uğrayan akademisyenlerden bazıları gözaltına alındı, bazıları ise üniversitelerden atıldı. Medya ve ırkçı kesimler ise barış isteyen akademisyenlere yönelik linç kampanyası başlattı.
Saldırılara rağmen imzalarını geri çekmeyen akademisyenlere yenileride eklendi ve imza sayısı iki binin üzerine çıktı. Bildiriye imza veren akademisyenlerden Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Hümeyra Yılmaz, "Bildiriyi ilk gördüğümde çok sevinmiştim. Burada oluşturulan cephe barış gelmesini canı gönülden isteyen bir cephe. Hala ülkede barış umudu olan insanların var olduğunu bilmek mutluluk verici sonuçta her gün insanların ölümlerine şahit oluyoruz, yanı başımızda süren bir savaş var. Ve biz bunların durması için bu bildiriyi imzaladım. Bu zulme daha fazla sessiz kalamazdım" dedi.
Hümeyra gelen tepkiler karşısında şaşırdıklarını ve barış çağrısı yapan bu kadar iyi niyetli insanın hedef gösterilmesinin düşündürücü olduğunu söyledi. Hümeyra bildiriden sonra gelen soruşturma ve gözaltılara ilişkin ise "Tepkiler hakkında şunu söyleyebilirim. Disiplin soruşturması başlatıldı. Ama daha hukuki bir dayanak yok. Cumhurbaşkanı müsvedde lafından sonra gelen tepkilere şaşırmadık. Çoğu arkadaşımız gözaltına alındı. İmza kampanyasının başında kimse böyle bir tepki beklemiyordu. İfade özgürlüğü kapsamında eleştiriler sert bile olsa toplumsal düzenlemelere göre bunlar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekiyordu. Bunun bu şekilde ağır bir hukuki süreçle karşılaşması hem hukuka aykırı hem de insani boyutta vicdanı yaralayan bir şey diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Asıl değerli olanın bu süreçte akademisyenlere destek çıkanlar olduğunu kaydeden Hümeyra "Birçok kesimin yaptığı destek açıklamaları her ne kadar görmezden gelinse ve basında yer almasa da gelen desteklerinde bu barış çağrısının ne kadar iyi niyetli ve gerekli bir temel olduğunu gösteriyor. Gelen destekler de bizi manevi olarak mutlu etti. Bu mütevazı küçücük bir adımdı akademisyenlerin başlattığı çağrı devletin ve Sedat Peker gibi mafya babalarının hedef göstermesiyle karşılaşabilecekleri ödeyebilecekleri bedelleri bilmesine rağmen metne sahip çıkmaları onur verici" diye konuştu.
Batıdaki birçok üniversitede akademisyenlerin ırkçı öğrenci gruplarının da hedefi olduğunu hatırlatan Hümeyra, Diyarbakır'da olmanın avantajıyla öğrencilerden destek aldıklarını dile getirdi. Hümeyra açılan soruşturma ve linç kampanyalarının asla geri adım attırmayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Meslektaşlarımızdan gerçek bir dayanışma örneği olduğunu söyleyemeyeceğim maalesef ama genel itibariyle demokratik çevrelerden iyi tepkiler alıyoruz. Yalnız değiliz bunu biliyoruz. Şu an resmi bir tebligat yok ama bir soruşturma açılsa bile resmi bir dayanağı olmaz. Ulusal ve uluslararası ifade özgürlüğüne uygun bir bildiri. Süreç hukuki bir süreç olmadığı için birçok yerde mağdur etme politikaları uygulanıyor. Meslektaşlarımızın görevden uzaklaştırıyor. Bizde bekliyoruz aslında ama hukuki durumda da biz de gereken cevabı vereceğiz. İmzayı geri çekme gibi bir durum olamaz. Bu artık kişiliğimize dönük bir durum oldu ve imzamızın arkasında sonuna kadar duracağız."
(mm/fk)