'Ortak yaşamın inşasını kurduk topraklarımızı terk etmeyeceğiz'

09:28

Dilan Karamanoğlu - Aysel Işık / JINHA

ŞIRNEX - Sıkıyönetim saldırılarının yoğun olarak yaşandığı Cizre'de, evleri kullanılamaz hale gelen ve Şırnak'a göç etmek zorunda kalan aileler, Cizre'de ortak bir yaşamın inşasını kurduklarını belirterek, ne olursa olsun topraklarını terk etmeyeceklerini ve hep birlikte Cizre'yi inşa edeceklerini söylüyor.

Şırnak'ın Cizre ve Silopi ilçelerinde sıkıyönetim uygulamalarına karşı halkın direnişi devam ediyor. Halk özyönetim iradesi ile ortak yaşamın inşasını kuruyor. Cizre'de tank ve top saldırılarıyla evleri harabeye ve kullanılamaz hale gelen birçok aile, Cizre içinde kalacakları yer olmadığından ve küçük yaştaki çocuklarının sağlık durumlarından kaynaklı geçici süreliğine Şırnak'a geldi. Aileler abluka altında yaşadıklarını ve saldırıları anlattı.

'Evdeki eşyaları da yağmalıyorlar'

Evi atılan toplar nedeniyle yıkılan Emine Küçük, mecburi olarak topraklarından ve evinden ayrılmak durumunda kaldıklarını belirterek, "5 tane torunumu yanıma alarak çıktım. Fakat gelinim ile oğlum orada kaldı, orada güçleri yettiği kadar mücadele ediyorlar. Devlet yıktıkları evlere girerek evdeki eşyaları da yağmalıyor" dedi.

'Ortak bir yaşamın inşasını ördük Cizre'de'

Cizre'de kaldığı süre boyunca komşularıyla dayanışma içinde yaşadıklarını anlatan Emine, "Akşamları düşmanın tankına, topuna karşı sokaklara çıkarak zılgıtlarımızla onları püskürtmeye çalışıyorduk. Erzakı olmayan komşularımızla paylaşımda bulunuyorduk. Ortak bir yaşamın inşasını ördük Cizre sokaklarında. Zorunlu olarak çıktığımız topraklara geri döneceğiz kimse bizi topraklarımızdan uzak tutamaz hep birlikte Cizre'yi inşa edeceğiz" şeklinde konuştu.

'Evimin avlusuna ateş açtılar kaçarken ayağımı burktum'

Sultan Durul ise abluka altında 25 gün kaldıklarını belirterek, "Kaldığımız günler boyunca evin her tarafında toplarla tanklarla vurdular. Ama biz yine çıkmaktan yana olmadık. Elektriğimizi suyumuzu kestiler, direnebildiğimiz kadar direndik. Bodrumda kaldık ama orada da daha fazla kalamadık ve çıkmak zorunda kaldık" diye kaydetti.

Sultan, gözleri yaşararak topraklarından çıkmak istemediğini ifade ederek, "İstemiyordum topraklarımda çıkayım. Kim ister ki bu kışta soğukta evlerinden çıkmayı. Devlet bizi bu hale getirdi. Evin avlusuna dahi çıkamıyorduk. Çıktığımız an ateş açıyorlardı. Duvar diplerinde sığınıyorduk. Evimin avlusuna çıktım ateş açtılar kaçarken ayağımı burktum bir hafta boyunca kalkamadım komşularım bana yardım ediyordu" dedi.

'Biz böyle vatandaşlığı kabul etmiyoruz'

Evlerinin su deposuna top atıldığını kaydeden Sultan, "Evin içinde elektriksiz susuz kaldık. Banyo yapamadık. Ekmek pişiremiyorduk. Komşularımızla evin avlusunda ekmek pişirmeye çalıştık o durumdayken bile ateş açıyorlardı. Üç dört aile birleşmiştik birlikte yemek yapıyorduk. Birbirimizle dayanışma içerisindeydik. Bodrumda hep birlikte erzaklarımızı paylaşıyorduk. Çocuklar da vardı top atışları yapıldığında anneler çocuklarını korumak için üzerlerine siper oluyordu. Erdoğan televizyonda yalandan bağırıyor 'vatandaşlarım' diye bu nasıl vatandaşlıktır? Biz böyle vatandaşlığı kabul etmiyoruz" şeklinde konuşarak tepkisini dile getirdi.

'Öldürseler Türkçe konuşmam'

Sultan, devletin sırf Kürt oldukları için saldırdığını söyleyerek, "Beni öldürsen ben bir kelime Türkçe konuşamam. Onlar nasıl rahatça kendi dillerini konuşuyorsa biz de öyle rahat olmak için mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Düşman toraklarımızı işgal etmiş sonuna kadar da topraklarımızı korumak için elimizden geleni yapacağız" dedi.

'Polisler kimlik kontrolünde hakaret etti'

Sultan yaşadıklarını anlatarak şunları kaydetti: "25 günden sonra artık mecbur kaldık mahalleden çıktık. Çıkarken keskin nişancılar ateş açtı bizde duvar kenarlarından başka mahalleye geçtik. O kaldığımız evde top attılar. Bizde Şırnak'a geldik. Köprüye gelirken polis iki saat boyunca kimlik kontrolü yaparak hakaretler etti."
Sultan'ın kızı Zinnet Durul (19) ise, Türk medyasının Cizre'de yaşananları çarpıttığını dile getirerek, "Televizyonlarda Cizre boşaltıldı diye yalan haber yapılıyor. Evet çıkanlar oldu ama mecbur kaldılar. Halk orada ve topraklarını korumak için direniyor. Birbirleriyle dayanışma içerisindeler. 34 gün boyunca mahallemizde mücadelemizi sürdürdük. Çok zor zamanlar atlattık fakat yine de direnmekten vazgeçmedik. Çünkü dilimizi toprağımızı korumak zorundayız" diye belirtti.

'Gün dayanışma ve mücadele günü düşmana karşı dimdik ayakta duracağız'

Cizre'de komün yaşamın inşasını kurduklarını ifade eden Zinnet, "Annelerimiz hep birlikte ekmek pişiriyordu. Erzakı olmayan komşularla yardımlaşma içerinde oluyorduk. Gün dayanışma ve mücadele günüdür. Düşmana karşı dimdik ayakta durmalıyız. Çok büyük bir direnişe tanıklık ettik. Tank top sesi gelince halk sokaklara çıkarak zılgıtlarıyla cevap veriyordu. İnsanlar büyük dayanışma içersinde küçük bir evde 50 kişi yaşayarak birbirine yardımcı oluyordu. İnsanlar bu savaşa artık göz yummasın biran önce bu katliama dur desinler" diye konuştu.

'Birbirimize sahip çıkmak zorundayız'

Xeyiç Güngen de "sokağa çıkma yasağı" nın başlamasıyla birlikte her taraftan toplar atılmaya başladığını söyleyerek, "Evime top attılar. Camlar aşağı indi. Çocuklar korkudan titriyordu. Bir gece top atışları çok şiddetlendi. Çocuklarım uykudan uyandı onları aldığım gibi başka yere gitmek için dışarı çıktım. Akşamı bir bodrumda geçirdik. Uzun süre o bodrumda kaldık. Gündüzleri eve giderek erzak getiriyorduk. 50 kişi bir bodrumda kalıyorduk" diyerek yaşadıklarını anlattı. "Bize terör diyorlar Kürt olanlar terör mü oluyor. Biz onlardan bir şey istemiyoruz. Bu dünyada Kürdü de var Türkü de, Lazı ve Alevi'si var herkes istediği şekilde konuşsun. Ben Kürdüm beni öldürseler bir kelime Türkçe konuşamam. Eğer bir Türk Kürtçe konacaksa biz de o zaman konuşuruz" diye kaydetti.

'Gücüm yetene kadar topraklarımı terk etmeyeceğim'

Xeyiç, Cizre'de abluka altında kurulan ortak yaşamdan bahsederek, "Biz aynı bodrum da 5 aile kaldık. Hepimiz birlikte yemek yapıp yiyorduk. Kimin bir battaniyesi varsa diğeriyle paylaşarak ortaklaşıyordu. Biz birbirimize sahip çıkmak zorundayız. Cizre de gece top atışları şiddetlenince biz kadınlar dışarı çıkarak tenekelere vurarak ses çıkarıyorduk. Benim gücüm yetene kadar topraklarımı terk etmeyeceğim. Kim topraklarını terk eder ki?" diye sordu.

(gc)