Eda Erdener: PKK'li olsam onlara çağrı yapardım

09:06

JNHA

ÇEWLÎK - "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı barış bildirisine Bingöl Üniversitesi'nde tek imza atan akademisyen olan Yrd. Doç. Dr. Eda Erdener hakkında hem idari soruşturma hem de adli soruşturma başlatıldı. "Vicdanen sessiz kalamazdım. PKK'li olsaydım çağrımı PKK'ye yapardım ama T.C vatandaşı olduğum için çağrımı devlete yaptım, bu kadar basit" diyen Eda, soruşturmadaki tutarsızlıklara işaret ederek, "Öncelikle metinde, propagandasını yaptığımız söylenen örgüte dair tek bir kelime dahi geçmemektedir" dedi.

Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin, Dargeçit vs. Kürt illerinde abluka ve sıkıyönetim uygulamalarıyla süren saldırılara karşı Barış İçin Akademisyenler "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bir bildiri yayınladı. Barış taleplerini içeren bildirinin ardından akademisyenler hedef haline getirildi ve haklarında gözaltı, soruşturmalar başladı. Bingöl Üniversitesi'nde bildiriyi imzalayan tek akademisyen olan Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eda Erdener'de, yargı ve okul tarafından kıskaca alınan akademisyenlerden. Okul tarafından hakkında idari soruşturma başlatılan Eda hakkında Bingöl Cumhuriyet Savcılığı tarafından "Örgüt propagandası yapmak" ve "Devleti alenen aşağılamak" iddiasıyla soruşturma başlatıldı ve 2 saat sorgulandı.

'Aslında herkesin vermesi gereken tepkiyi verdim'

Ede Erdener'e bildiriye attığı imzayı ve ardından yürütülen linç kampanyası ve yargı kıskacını sorduk. "Ülkenin bir yerinde yangın varken tepki vermemek savaşa taraf olmaktır, ben barıştan yana olduğum için imza attım. Bölgede süren çatışmalar ses çıkarmak için illa Kürt olmak gerekmiyor. Ben bir Türk olarak savaş çıkaran zihniyete karşı barıştan yana tavrımı koydum" diyen Eda, aslında herkesin bu tepkiyi vermesi gerektiğini düşünüyor.

"1990'larda kısıtlı imkanlar olduğu için 'görmedim, duymadım, bilmiyorum' deme şansı vardı insanların. Ama bu gün gözümüzün önünde oluyor her şey. Bir insan olarak buna ses çıkarmamanın vicdan ezilmesi altında gelecekte kalkamazdım, o yüzden elimden bu geliyordu bunu yaptım ve iyi ki de yapmışım" diyen Eda, "Çünkü bugün sesimizi çıkarmazsak, yarın hepimiz bu suçların altında vicdanen ezileceğiz. Ben de elimden gelen tek şeyi yaptım ve bu suça ortak olmayacağımı, sivil ölümlere ve insan hakları ihlallerine sebep olan bu savaşın artık durdurulmasını, tarafların yeniden müzakere masasına oturmasını isteyen bir metne imza attım. Bir akademisyen olarak yapabileceğim şey buydu. Çünkü bizim silahımız, sadece sözümüz olabilir" diye kaydetti.

'Her şey göz önünde'

"PKK'li olsaydım çağrımı PKK'ye yapardım ama T.C vatandaşı olduğum için çağrımı devlete yaptım, bu kadar basit" diyen Eda, soruşturmadaki tutarsızlıklara işaret ederek, "Öncelikle metinde, propagandasını yaptığımız söylenen örgüte dair tek bir kelime dahi geçmemektedir" diye konuştu. İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre; Ağustos 2015'ten bu yana bölgede anne karnında ve 6 aylık bebek dahil, 36 çocuk, 157 sivil öldürüldüğün ve bunların 24'ünün ise 60 yaş üstü olduğuna dikkat çeken Eda her şeyin gözle görüldüğünü belirterek hak ihlallerine şöyle sıraladı: "Hiçbir devlet, 'terörle mücadele ediyorum' diyerek sivil halkın böylesine katledilmesine göz yumamaz, cenazeleri panzer arkasında sürükleyemez, cenazeyi sokakta bir hafta bekletemez, ilkokulların kara tahtasına 'eğitim sırası bizde, JÖH' yazamaz, ilkokul çocuklarına dahi gözdağı veremez, sokağa çıkma yasaklarıyla halkı açlığa susuzluğa mahkum edemez. Bunlar açıkça tüm uluslararası hukuka aykırı olup, insan hakları ihlallerdir ve emin olun sonrasında bunların hepsi yargılanmayı gerektirecek hukuksuzluklar olarak tarihe geçecektir. Devlet, halkını korumakla yükümlüdür."

'Barış sadece Kürtlere gerekli değil'

Bildiriyi imzaladığı için asker ve polislerden yoğun tehditler aldığına da dikkat çeken Eda, "Barış sadece Kürt halkına değil, onlara da gereklidir. Evlerine ölüm haberi gitmesin, kimsenin çocuğu ailesi üzülmesin, diye imza attım" dedi. Eda son olarak barışa taraf olmanın kriminazile edildiği günlerden geçildiğini belirterek, "Farklı fikirde olmak ya da eleştirmek yerine kanımızla duş almak isteyen mafya babalarının tehdidine göz yumulduğu bir ülkede, barıştan taraf olarak fikrimi ifade etme özgürlüğümün akademi tarafından soruşturmalık olduğunu görmek şahsım adına üzücüdür."


(fz/fk)