Kayıp yakınları: 2016 ile 90'ların failleri aynı
16:31
JINHA
HABER MERKEZİ - Batman, Diyarbakır, İzmir ve Yüksekova'da "Failler belli kayıplar nerede?" diye soran kayıp yakınları, Kürdistan'da süren katliam zihniyetinin 90'lardan bu güne değişmediğini belirtti.
BATMAN
İHD Batman Şubesi ve yayıp yakınları, Batman Demokrasi Platformu'nun Kürt halkına karşı açılan savaşın sona ermesi için Yılmaz Güney Sineması önünde başlattığı barış nöbeti alanında bu haftaki eylemini yaptı. Kayıpların ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin fotoğraflarının taşındığı eylemde konuşan İHD Batman Şube Başkanı Mehmet Bağadır, Kürdistan'da iç savaş yaşandığına dikkat çekerek, devletin kural tanımaz öldürme çılgınlığına başladığını söyledi. Siyasi parti ve Türkiye halklarına çağrısında bulunan Mehmet Bağadır, "Bu barış hareketinin aynı zamanda birlikte yaşama projesini ortaya çıkarmasıdır. Bu projenin meclise taşınması, yeni bir anayasa çerçevesinde ele alınması yönünde yoğun çabalar gösterilmesi gerekiyor" dedi. Oturma eyleminin ardından kayıp yakınları İHD yöneticileri Demokrasi Platformu'nun nöbetine dahil oldu.
İZMİR
İHD İzmir Şubesi ve kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" şiarıyla Konak Sümerbank önünde açıklama yaptı. Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve STK temsilcilerin de destek verdiği eylemde, "Kayıplar belli, failler nerede" pankartı ve kayıpların fotoğrafları taşındı.17 Ocak 1996 tarihinde gözaltına alınan ve 21 Şubat 1996 tarihinde işkenceyle katledilmiş halde bulunan Abdullah Canan'ın failin sorulduğu eylemde konuşan İHD İzmir Şube üyesi Deniz Bayrak, 19 yıl geçmesine rağmen halen gerçek faillerin bulunmadığına dikkat çekti ve bugün sokak ortasında sivil ve çocukları katledenlerin 90'lı yıllarda katliamlar yapanların aynı failler olduğunu altını çizdi. Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.
YÜKSEKOVA
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde İHD ve kayıp yakınları, "faili meçhul" cinayetlere kurban gidenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle düzenledikleri eylemin 92'nci haftasında da Sanat Sokağı'nda bir araya geldi. Çok sayıda STK yöneticisinin de katıldığı eylemde 17 Ocak 1996 yılında ilçeye bağlı Manis (Dilektaş) köyü yolunda JİTEM çeteleri tarafından infaz edilen Nurettin Atasoy'un akıbeti soruldu.
Bulunulan bir dakikalık saygı duruşunun ardından oğlu Şahabettin Atasoy tarafından kaleme alınan hikayeyi okuyan İHD İlçe Temsilcisi Muhyettin Önal, "Babam Yeni köprüye giderken Manis köyü yolu üzerinde kendini polis olarak tanınan kişiler tarafından durduruldu. Araba da arama yapıldı. O sırada babam arabayı durduran kişilerin yanında Abdullah Canan'ı görür. Ona sorar, 'hayırdır sen niye burada bekliyorsun? Yoksa seni de mi aldılar?'. Canan, babama baktı ve kafasını sallayarak hiçbir şey diyemedi. Babam onun bu kişiler tarafından gözaltına alıldığını anladı. Belliydi Abdullah Canan'ı öldürülecekti. Olaya babamın şahit olmamamsı için kendini polis olarak tanıtan kişiler babamın gözlerini kapatarak onu olay yerinden uzaklaştırıldı. Babam uçurumun kenarına götürülerek kafasına bir el ateş ederek öldürüldü" dedi. Kayıp yakınlarının buluşması 5 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.
DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla gerçekleştirilen eylemin 363'üncüsü Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı yapıldı. Kayıp fotoğraflarının taşındığı eylemde konuşan İHD Bölge Temsilcisi Abdulselam İnceören, Kürdistan'daki süren devlet terörüne değinerek, "Bugünde faili meçhul cinayetler devam ediyor. Sur, Cizre, Silopi'de insanlar katlediliyor. Sivil insanlar oralarda katlediliyor. Savaşın bir hukuku olur ama bu hukuk burada uygulanmıyor. Yaşam hakkı bizim için kutsaldır. Bu kimin yaşamı olursa olsun böyledir" dedi.
Ardından İHD Yönetim Kurulu üyesi Av. Mahsum Kaya, 28 Nisan 1992 tarihinde Adana'da evinden alınarak infaz edilen Agit Salman'ın eşi Behiye Salman'ın anlatımlarından oluşan kaybediliş hikayesini paylaştı: "28 Nisan 1992'de polisler evime geldi ve eşimi sordular. Bende taksi durağında çalıştığını söyledim. Durağın adresi ve taksinin plakasını alıp gittiler. Polisler eşimi 25 şoförün içerisinde alıp götürdüler ve öldürdüler. Cenazemizi almaya gittik ancak cenazemiz bizden habersiz emniyetten çıkarılıp, mezarlığa götürülmüş."
(za-ga/fk)