KJA'lı kadınlar: Devlet örgütlü kadından korkuyor

09:04

Bêrîtan Elyakut/JINHA

AMED - AKP hükümetinin ve Cumhurbaşkanının Kürdistan topraklarında hayata geçirdiği savaş konsepti kapsamında ilk olarak kadınlar hedef alınıyor. Devletin en büyük korkusunun örgütlü kadın gücü olduğunu belirten KJA'lı kadınlar, devletin ilk olarak kadına yönelmesini de bu korkuya bağlıyor.

AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın isteğiyle koordineli bir şekilde 24 Temmuz'da Kandile gerçekleştirilen hava saldırısının ardından Kürtlere karşı ilan edilen savaş konseptinin startı verildi. Ankara başta olmak üzere halkın barış taleplerini dillendirdiği meydanlarda patlatılan bombalarla yüzlerce insan katledilirken, Kürdistan'da ise devletin baskı ve katliamlarına karşı özyönetim ilan eden kentlerde 'Hendekleri' bahane eden devlet, tank, top ve ağır silahlarla topyekûn imha operasyonlarını devreye soktu. Sokağa çıkma yasağı kılıfı ile halkın direncini kıramayan AKP, kentleri ablukaya alarak imha operasyonlarını tırmandırdı. İlk 16 Ağustos'ta Muş'un Varto ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) askerlerce işkence edilen bedeni sokaklarda teşhir edilerek, yaşam alanlarını koruyan kadınlara gözdağı verilmek istenildi.

'Son 7 ayda 81 kadın katledildi'

Çatışmaların şiddeti arttıkça, barikatların arkasında güçlenen direnişlere gençler ve kadınlar öncülük etti. Savaşlarda hep mağdur edilen kesim olarak topluma yansıtılan tabloyu Kürdistan'daki kadınlar özyönetim direnişi ile kırdıkça devletinde kadınlara yönelik öfkesi artarak devam etti. Yaşam alanlarını zılgıtlarıyla renklendiren ve güçlendiren kadınları hedef alan devlet zihniyeti, HDP Kadın Koordinasyonu tarafından açıklanan çeteleye göre son 7 ay içerisinde 81 kadını katlederken yüzlercesini yaralayıp gözaltına aldı. Tüm savaşlarda ilk olarak neden kadınların hedef alındığını KJA aktivistleri değerlendirdi.

'Devrimin ve mücadelenin rengi kadınlaştı'

KJA aktivisti Zozan Paçal, erk zihniyetinin ilk olarak Fransız devriminde öncülük misyonu yüklenen kadına saldırısıyla başladığını dile getirerek, erk zihniyetin kadınların hiçbir temel hakka sahip olmalarını istememelerinden kaynaklandığını belirtti. İktidarların kadınların mücadele gücünü kullandığının altını çizen Zozan, kadınların direnişe ve evrensel değerlere ne kadar bağlı olursa o denli direnişini güçlendireceğini ve bu nedenle iktidarların hedefi haline geldiğini söyledi. Zozan, mücadeleyi başarma gücünün kadında olduğuna dikkat çekerek, kadınlarda doğal bir öncülüğün olduğunu kaydetti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 'Rojava devrimi kadın devrimidir' sözünü hatırlatan Zozan, "Rojava'nın direngen yanını kadınlar yarattı. Kadınlar en zor koşullara rağmen yenilmeyi kabul etmeyip teslim olmadı. Kadınlar her zaman mücadelelerinde ısrarcı olmuştur ve bu ısrar direnişin zaferle taçlanmasına neden olmuştur. Rojava devriminde kadınlar üçüncü yolun öncüsü oldu ve devrimin rengi kadınlaştı. Bu nedenle devletin ve tüm erk zihniyetlerin saldırıları kadınlar üzerinde yoğunlaşmıştır" dedi.

'Kadın iradesini kırma politikasını Osmanlı'dan sonra AKP uyguluyor'

Türk devletinin irade kırma savaşını en fazla da kadınlar ve gençler üzerinde yaptığını dile getiren Zozan, Osmanlının kadınlar ve gençler üzerinden irade kırma politikasının aynısını 2016 yılında AKP hükümetinin uyguladığını söyledi. AKP hükümetinin kadınlar üzerinden tüm Kürtlerin iradesini kırmayı hedeflediğine vurgu yapan Zozan, "Duyarlı olan, siyasal ve toplumsal yaşama katılan kadınlar AKP'nin hedefindedir. Zaten tutuklu bulunan kadınlara tam rehin alınmış muamelesi yapılıyor. Neredeyse cezaevindeki kadınları savaş ganimeti gibi görecekler. Kadın tutsaklar her yerde zulüm görüyorlar; saldırılara, tacizlere maruz kalıyorlar. Saldırılara ve amaçlarına bakıldığında Kürtler bugün bir onur ve irade savaşı veriyorlar. Çünkü şu anda Kürtlere uygulananlar soykırım politikasıdır. Yöntemlerde kimi değişiklikler oluyor, ama zihniyet ve amaç değişmiyor" diye belirtti.

'Devlet kadınların karşılarına bir güç olarak çıkmasından korkuyor'

KJA aktivisti Aysel Tunç ise, yaşamın her alanında özne olmayı başaran kadınlara karşı nefretini ve tahammülsüzlüğünü ortaya koyan devletin, kadınları infaz etmekle yetinmediğini ifade etti. Devletin tek amacının kadınların özgürlük için gideceği yolda zincirlerini koparamamasını amaçladığına dikkat çeken Aysel, devletlerin kadınların karşılarına bir güç olarak çıkmasından korku duyduğunu belirtti. Korkunun en büyük sebebinin kadınların maruz kaldıkları katliam, şiddet ve emek sömürüsü sarmalı olduğunu kaydetti. Aysel, "Ezilenin ezileni olma durumunun yarattığı dezavantajlar, diğer yandan kadınların kendi içerisinde bir güç oluşturmasını sağladı. Bu güç olmasaydı, kadınların yaşama iradesini ortaya koyması mümkün olamazdı. Yaşamak için kadınlar evde, okulda, sokakta, işyerinde bir mücadele vermek zorunda ve bu mücadele kadını bugün güçlü yapandır" sözlerini ifade etti.

'Devlet örgütlü kadından korkuyor'

Devletin kadınların örgütlü olarak karşısına çıkmasından, kendisini alaşağı etmesinden bugün daha fazla korktuğunu belirten Aysel, "Kadın mücadelesinden elde edilen deneyimler ışığında kadınlar gücünün farkına varıyor. Kadın bilincini kuşanarak mücadeleyi seçiyor. Bu korku kuşkusuz erkek egemen sistemi daha fazla saldırıya itecektir. Taybet, Sêvê, Fatma ve Pakize'nin bıraktığı yerden mücadeleye devam etmemizin zorunluluğu bundandır" diye konuştu.

(mg)