Girêmîra'da, dünden yarına taşıyıcı kadınlar anlatıyor
09:10
JINHA
MÊRDÎN - Cizre'de devam eden soykırım saldırılarına karşı Nusaybin'de Botan Yürüyüşü başlatan yürüyüşçü annelerin her biri farklı bir direniş mirasına sahip. Direnişçi anneler mücadelelerini, "Çocuklarımızın bastığı direniş topraklarında onların ayak izlerini aramaktır" diye tanımlıyor.
DBP'nin çağrısıyla Sur ve Cizre direnişini kırmak adına Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Girêmîra Mahallesi'ne akın eden binlerin nöbet eylemi devam ediyor. Kurulan devasa çadırlar ve oluşturulan komünlerle Kürt halkının örgütlülüğünün açık bir örneğinin sergilendiği eylemin her bir üyesinin heybesinde ayrı bir direniş öyküsü saklı. Kitlenin toplanma alanı Girêmîra Yas Evi'nde kadınların bulunduğu odada yükselen ağıtları takip ediyoruz. Kameramızı kadınları göz yaşlarına boğan dengbej kadına yöneltiyoruz. "Oğlum Osman'ın beni izleyebilecek mi" diye 25 yıl önce PKK saflarına katılan ve o günden bu yana ondan tek haber dahi alamayan Xezal Çiçek, oğlu için bestelediği türküsünü söylemeye başlıyor, Xezal'a odadaki tüm anneler eşlik ediyor.
'Direnişim oğlumun ayak izlerinde kokusunu aramaktır'
Oğlunun PKK saflarına katılmasının ardından kendisinin de direniş yıllarının başladığını söyleyen Xezal, o günden nerede bir direniş orada kendisinin olduğunu anlattı. Kobanê için Suruç sınırında aylarca nöbet tutan annelerden olan Xezal, "Tüm direnenler benim Osman'ımdır. Direniş topraklarında benim oğlumun ayak izleri kokuyor. İşte bu yüzdendir, kar kış demeden yollara koyulmam. Benim direnişim oğlumun muhtemelen daha önceden bastığı bu topraklarda onun kokusunu aramaktır" diye konuştu.
'İşkence tezgahlarında zalime karşı direndim'
Boğazı düğüm düğüm tekrar başlayan Xezal'ın stranına yeni bir ses eşlik ediyor. Bu ses Antep'ten direnişe katılan ve dün gerçekleşen yürüyüşe yönelik yapılan engellemede yüzünü yaralayan İslim Deniz'e ait. Doksanlı yıllarda Dêrik'te yaşamını yitiren PKK Komutanlarından Latif Gap'ın annesi İslim'in direniş dolu bir geçmişe sahip. Oğlunun PKK'ye katılmasının ardından aile olarak devlet tarafından fişlendiğini söyleyen İslim, "Eşim ve çocuklarım tutuklandı. Ben de günlerce işkence tezgahlarında zalime karşı direndim" dedi.
'İşkencede karnımdaki bebeğimi düşürdüm'
O dönemde evlerinin sık sık polis tarafından basıldığını söyleyen İslim, "Öyle ki evimiz artık karakol haline gelmişti, sürekli bir işkenceye karşı kesintisiz bir direniş gösterdim. Karnımda bebeğim vardı, evimi basan polis tüm eşyaları didik edip aradı. Çocuklarımın yerini söylememi istediler, vermeyince merdivenlerden ittiler. Yere yığıldım, karnımdaki bebeğim düştü, kanlar içinde kaldım. Benim o halimle bile yine de bana işkence etmeye devam ettiler. Yıllarca bu böyle sürdü, yolumdan asla geri adım atmadım" diye anlattı o günleri.
(mc-zd/fk)