Güney Kürdistan'da krizin faturası kadınlara kesiliyor - ANALİZ

09:03

Rojbin Ekin/JINHA

SİLEMANÎ - Federal Kürdistan'da baş gösteren siyasi, ekonomik ve toplumsal krizi derinleşirken mevcut politikalar nedeniyle çıkış yolu kısa sürede görünmüyor. Bu tablo karşısında çözüm gücü olabilecek, arayış ve mücadelesiyle mevcut statükocu yapılanmayı değiştirebilecek gençler umutsuz bırakılırken kadınlar ise tehdit altında.

Federal Kürdistan Bölgesi'nin krizli gerçeğinden en çok da kadınlar zarar görüyor. Siyasi, ekonomik ve toplumsal krizin gittikçe derinleştiği bu bölgede yaşam alanının gittikçe daraltıldığı en büyük toplumsal kesim kadınlar. Partiler arasında bölüştürülen toprak gerçeği halka kadar indirgenmiş ve maalesef halk da partilerin iç ve dış siyasetinin yarattığı etkilerden dolayı parçalanmış durumda. Hala insanlık düşmanı DAİŞ gibi karanlık bir gücün tehdidi altında bulunan bu bölgede, siyasi, ekonomik ve toplumsal istikrar neredeyse yok denilecek kadar az. Yaratılan bu tablodan birbirini sorumlu tutan ve suçlayan partiler, toplumun içerisinde bulunduğu çıkmaza çözüm bulmaktan ziyade, hala ben nerede durursam iktidar alanım daha geniş olur kavgası ve kaygısı içerisinde. Bu tablo karşısında çözüm gücü olabilecek, arayış ve mücadelesiyle mevcut statükocu yapılanmayı değiştirebilecek genç ve kadınlar ise tehdit altında.

Gençlik umutsuz bırakılıyor

Gençlik mevcut krizlerin yarattığı atmosfer içerisinde umutsuzluğa sürüklenirken, çözümü ülkeyi terk etmeyi ve kaçışta buluyor. İstikbalini -ölümünü de göze alarak- Avrupa ülkelerine gidişte buluyor. Geleceğini teslim ettiği insan tacirleri Türkiye'nin Ege denizine batırıyor bir başka ülkende bulabileceği yaşam hayallerini.

Kadınlar gerici zihniyetin hedefi

Yaşamın ve toplumun ana damarı olan kadınlar ise biçiliyor burada. Bu ülkenin ana damarından oluk oluk kan akıyor neredeyse. Son bir yıl içerisinde 2 bin kadın yakıldı. Kimisi sokak ortasında vuruldu, kaçırılıp öldürüldü. Katilleri ise hala elini kolunu sallayarak, mevcut yasa ve yargıdan hiçbir korku duymayarak rahat rahat dolaşıyor. Çünkü bu ülkede adalet ve yasalar ülkenin iktidar güçlerinin elinde. Kimlerin yargı karşısına çıkacağını kendileri belirliyor. Yasaların işleyip işlememesi onların dudaklarının arasına sıkıştırılmış. Fedoal gerici bir zihniyetle yönetilen bu ülkede, kadınlar fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetle birlikte her an katledilme tehdidi altında.

Kadın aktivistler hedef alınıyor

Son süreçte yoğunlaşan, kadın siyasetçi, akademisyen ve aktivistleri hedef alan ölüm tehditleri, hakaretler kısmi de olsa hala söz söyleme cesaretinde bulunan kadınların tartıştığı, buna yönelik tepkilerini ortaya koyduğu temel konulardan biri. Kadınlar kendilerine yöneltilen bu saldırılardan mevcut hükümeti sorumlu gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde 300 kadın siyasetçi, akademisyen ve aktivistin imzasını taşıyan bir bildiriyle kadınlara yöneltilen katliam tehditlerini, hakaretleri kınayıp ortak örgütlülük ve mücadele çağrısında bulundular. Mevcut yargı sisteminden, yasalardan hiçbir beklentilerinin kalmadığını ifade eden kadınlar, bu tür tehditlerle yılmayacaklarının mesajını da verdiler.

Siyasette biraz daha aktif olan, ülke meselelerinde söyleyecek sözü olan kadınların hedef olarak seçilmesi, dikkat çekici. Goran Hareketi parlamenteri ve Federal Kürdistan bölge parlamentosu kadın komisyonu başkanı Ewar İbrahim ile YNK Irak parlamenteri Rezan Şex Dilêr, akademisyen Çoman Herdî, yazar ve şair Kejal Nuri de sosyal medya üzerinden geliştirilen linç kampanyalarından, hakaretlerden ve ölüm tehditlerinden payını alan kadınlardan sadece birkaçı.

Örgütlenmeden krizden çıkmak mümkün değil

Toplum için umudun zerresinin bile öldürülmeye çalışıldığı federal Kürdistan bölgesinde, kadınlar toplumun umudunu yeniden yeşertmeye çalışacak güç, sistemin katı, baskıcı erkek rengini değiştirecek olanlar. İktidarı kendi aralarında bölüşen partilerin tüm topluma olduğu gibi kendilerine de empoze etmeye çalıştığı pragmatizmden sıyrılıp, toplumcu düşünmeye, karar almaya yönelirlerse elbette sonuç alacaklardır. Ancak her şeyden önce kendilerini hem mensubu oldukları hem de Federal Kürdistan bölgesinin bu hale gelmesinden sorumlu tutukları ana partinin gölgesinden sıyırabilirlerse o zaman adım atma cesareti kazanır, mücadele kararlılıkları güçlü bir kadın örgütlenmesine dönüşür. Yoksa gittikçe derinleşen mevcut krizli ortamın ağır bedelini veren kesim olmaktan kurtulamayacaklardır.

(fk)