Sur'un kuşçusunu öldürdüler, ailesini sokağa attılar
10:50
Şehriban Aslan/JINHA
AMED - Sur'da güvercinlerine yem vermek için dama çıkarken polisler tarafından katledilen Halil Tüzülerk'in eşi Hülya Tüzülerk, "Devlet bizi hem Sur'dan zorla çıkardı hem de TOKİ'lerden çıkardı. Bir de 'halka yardım ediyorum' diyor ama tek bir yardımını görmedik. Gördüğüm tek yardım eşimi öldürdüler, bizi yerimizden yurdumuzdan ettiler" dedi.
Kuşatmanın ve saldırıların 56 gündür devam ettiği Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 10 Ekim 2015 tarihinde Fatihpaşa Mahallesi Hacı Nuri Sokak'ta oturan Halil Tüzülerk (27) isimli yurttaş, evinin çatısında bulunan güvercinlerine bakmak için çıkarken, polisin açtığı ateş sonucunda yaşamını yitirmişti. Halil'in cenazesi bir gün boyunca damda kalmış, saldırılar nedeniyle ailesi alamamıştı. Halil'in eşi Hülya Tüzülerk (24), eşinin katledilmesini ve yaşadıklarını şöyle anlattı: "Sabahın erken saatleriydi. Eşim her sabah kalkıp kuşlara yem verirdi. Kuşlarını çok severdi bir gün olsun uykuda kalmazdı. Yasağın olduğundan ikimizin de haberi yoktu. Yine sabah saat 05.00'te kalkıp dama gitti, ben de arkasından gittim bana, 'sen aşağı in ben kuşlara yem verdikten sonra ineceğim' dedi. Ben aşağı iner inmez ses geldi. Hemen dama koştum ama başımı çıkaramadım, çıkardığım gibi polisler kurşun sıkıyordu. Cenaze sabah saat 05.00'ten gece 03.00'e kadar damda kaldı, hiçbirimiz gidip alamadık. Bunu yapanların vicdanı nasıl rahat edecek. Bu yapılan insanlara,
Kürtlere reva mıdır?"
'Kurşunu polisler aldı'
Eşine isabet eden kurşunun otopsi sırasında polisler tarafından alındığını ifade eden Hülya, "Polisler bize, 'gidin damınıza bakın belki kurşunu bulursunuz' dedi. Damı çok aradık belki buluruz diye ama biliyoruz ki kurşun polislerin elindedir. Çünkü eşime sıkılan kurşun böbreğinde durmuştu. Otopsi esnasında polisler el koydu. Eşimin dosyası açılmamış" sözlerini kullandı.
'Gördüğüm tek şey eşimi öldürdüler'
Sur'daki saldırılar nedeniyle ilçeden çıkmak zorunda kaldıklarını ifade eden Hülya, "Kaldığım ev kiralıktı. Çatışmalar yoğunlaştı, bizde mecbur kalıp çıktık. Yeni TOKİ'lerde bulunan konutlarda kiracı olarak gittik. Orada da kiraya girmek yasak olduğu için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelip, evden çıkmamız gerektiğini ve ev sahibinin gelip oturması gerektiğini söyledi. Bu kış ortasında tekrar Sur'a döndüm soğuk, rutubetli, ısıtacak bir soba bile olmayan bir evdeyiz. Devlet bizi hem Sur'dan zorla çıkardı hem de TOKİ'lerden çıkardı. Bir de 'halka yardım ediyorum' diyor ama tek bir yardımını görmedik. Gördüğüm tek yardım eşimi öldürdüler, bizi yerimizden yurdumuzdan ettiler. Şimdi 4 aylık bir bebeğim ve üç çocuğumla yaşam mücadelesi veriyorum. Devletin bize yaptığı yetmiyor gibi bir de TOKİ'de ki ev sahibi eskiden kalma su ve elektrik faturalarını bana ödetmeye çalışıyor. Günün her dakikası faturaları ödemem için arıyor" dedi.
Çocuklarıyla yaşam mücadelesi veren Hülya, "Birkaç battaniye var onu da çocuklarımın ve kayınvalidemin üstüne atıyorum. Ben yattığımda üşüyorum kalkıp evin içinde dolanıyorum, üşümemek için sabaha kadar oturuyorum. Yaşadıklarım ne kadar zor olursa olsun ben yine de hayata karşı umutluyum. Hiçbir zaman yılmayacağım" diye konuştu.
(tt/gc)