Girêmîra'nın nöbetçilerinden Halime'nin yazılmamış hikayesi...

09:09

JINHA

MÊRDÎN - Girêmîra'daki direniş nöbetine tereddüt etmeden katılan ve Botan'ın direnişini ve acısını kalbinden hisseden Halime Tekin'in hayatı kayıp, fedakarlık ve yitirdiklerinin mirasını omuzlamak demek.

Cizre ve Silopi'deki sıkıyönetim kuşatmasını kırmak için başlatılan Botan Yürüyüşü'nün ilk adımı olan Nusaybin'in Girêmîra Mahallesi'ndeki direniş nöbeti Türkiye ve Kürdistan'ın bir çok kentinden yüzlerce yurttaşın katılımıyla devam ediyor. Nöbet eylemine katılanların yaşam öyküleri Kürdistan'ın yazılmamış romanlarının konusu.

Antep'ten gelen Halime Tekin'le (55) konuşuyoruz ve onun kaybetmenin, direnmenin ve mirası omuzlamanın anlamını en iyi bilenlerden olduğunu anlıyoruz. Daha önce Kobanê direnişinde de en ön saflarda nöbet tutan Halime, eşi İbrahim Tekin'i (Mehmet Sait) 1993 yılında Suruç'ta bir çatışmada yitirmiş. "7 arkadaşı ile birlikte son kurşununa kadar direndi ve ele geçmemek için fedai eylemi yaptı" diye anlatıyor Halime.

Babalarının hikayesi ile büyüyen Halime'nin 6 çocuğundan 2'si de babasının izinden gidiyor ve PKK'ye katılıyor. Bir çocuğun devlet baskısı nedeniyle Avrupa'ya gitmek zorunda kalırken bir diğeri ise ev baskını ile tutuklanıyor.

"Benim yolum onların mirası oldu" diyen Halime için yaşamın direnmekten başka anlamı yok zaten. Botan için Girêmîra'daki nöbette de yerini alan Halime, "Kobanê için nasıl bir dayanışma kurulduysa bu gün de burada kurulmalı. Yaşlı insanlardan anne karnındaki insanlara kadar insanlar öldürülüyor ve 'terörist' olarak nitelendiriyor. Bu insanlar nasıl terörist olur. Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Her kes direniş için ayağa kalkmalı" diyor.

(ekip/fk)