'Her erkekten acı çekeceksek hiçbir erkeği istemiyoruz'
09:02
Habibe Eren/JINHA
ANKARA - Ailesinden ve eşinden şiddet gören ve daha fazla dayanamayarak sığınma evine yerleşen M., yaşadığıonca şiddete ve kötülüğe karşı kadınlara “pes etmeyin” diye çağrıda bulunuyor. Erk sistemin kendini her alanda hissettirdiğini ifade eden M., “Kadınlar direnmeli, kendi kararlarını kendileri vermeli. Erkeksiz bir hayat istiyoruz. Her erkekten acı çekeceksek hiçbir erkeği istemiyoruz" diyerek isyanını dile getiriyor.
Verilere göre 2012-2015 yılı arasında 5 bin 640 kadın katledildi. Kürdistan'da ve Batı’da devlet eliyle katledilen kadınlarla birlikte sayı git gide artıyor. Devletin öldüremediği kadınlar da, tecavüze, tacize ve ağır işkencelere maruz kalıyor. Devletin gerçek anlamda bir kadın politikasının olmaması kadınları her anlamda ataerkil sistemin içerisine sürüklüyor.Aile içi şiddet gören kadınlar ise, sığınma evine yerleştiğinde orada ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.
Sığınma evinde iki yaşında oğlu ile birlikte kalan M., bir aileye evlatlık verilmişti. Ailesi tarafından dilendirilmek için 9 yaşlarındayken arabanın altına itildiğini ve çeşitli işkencelerden geçtiğini anlatan M.’nin şu an iki ayağında da platin bulunuyor. Daha sonra evden kovulan ve sokaklarda kalan M.’nin yaşadığı şiddet ve işkence bununla da kalmıyor ve 16 yaşındayken para alan ailesi tarafından çocuk yaşta zorla evlendiriliyor. Bir müddet sonra ayrılan M.’nin çocuğu ise, ailesi tarafından haberi olmadan çocuk esirgeme kurumuna veriliyor ve bir daha göremiyor.
'Artık ayrılmak özgürce yaşamak istiyordum'
Daha sonra yeniden evlenen ve bu evlilikten de bir çocuk sahibi olan M., eşinin hem kendisine hem de çocuğuna şiddet göstererek, işkence ettiğini söylüyor. Eşinin hiçbir şekilde çocuğu ile ilgilenmediğini ve bütün yükün kendi omuzlarına bindiğini söyleyen M., "Eşim çocuğun ihtiyaçları için para istediğimde öteliyordu. O yarınlar bir türlü gelmedi. Ben ve 2 aylık bebeğim ağır şiddetlere maruz kaldık. Apartman ve merdiven temizleyerek emeğimle para kazandım ve çocuğuma baktım" diyor. Eşinin parasını aldığını ve sürekli sorun çıkardığını ifade eden M. eşinden ayrıldığın ve kendi ayakları üzerinde durma kararı aldığını belirterek, “Artık ayrılmak, özgürce yaşamak istiyordum” diye konuşuyor.
'Her erkekten acı çekeceksek hi bir erkeği istemiyoruz'
İki yaşındaki çocuğunun ihtiyaçlarını temizlik işlerine giderek karşılayan M., "Erkeksiz bir hayat istiyoruz. Her erkekten acı çekeceksek hiçbir erkeği istemiyoruz" diyerek isyanını dile getiriyor.
'Kadın hakları var, korunmak istiyorum'
Daha sonra tek çaresinin sığınma evi olduğunu belirten M., yetkililere, "Kadın hakları diye bir şey var. Ben artık korunmak istiyorum" diyor. Sığınma evinde eski hayatından daha rahat olduğunu söyleyen M., orada kalan diğer kadınlarla benzer sorunları yaşadığını ifade ediyor.
'Kadınlar kendi kararlarını kendileri vermeli'
M. artık eski hayatına dönmek istemediğini şu sözlerle anlatıyor: "Çocuklarımla beraber ayakta durmak istiyorum. Kendi yapabileceğim bir iş ve güzel bir ortam istiyorum. Kendi çabalarımla çocuklarıma bakmak istiyorum. Kadınlar direnmeli, kendi kararlarını kendileri vermeli. Halk eğitime gittim ve kendi çabalarımla okuma yazma öğrendim."
'Kadınlar asla pes etmeyin'
Haberi olmadan yuvaya verilen kızını yanına almak istediğini ve çocukları ile birlikte güzel yarınlarda yaşamak istediğini söyleyen M., "Kızımı istiyorum, o da şu an kötü koşullarda kalıyor ve sevgi bekliyor. Tüm kadınlara sesleniyorum. Asla pes etmeyin, istemediğiniz biriyle evlendirilmenize razı olmayın. Eğitimsiz ve sevgisiz ortamda büyüyen çocuklar yarın yine aynı dolambaçlı yollardan geçecek" diyerek, kadınlara çağrıda bulunuyor.
'Sığınma evindeki kadınlar tehdit ediliyor'
Türkiye'de kadınlar ve çocuklar için konukevi açma zorunluluğu olan nüfusu 100 binin üzerinde 201 belediye bulunuyor. 30 büyükşehir belediyesinden ise yalnızca 7 tanesi kadın sığınmaevi açtı. Şu an 11 ildeki 31 belediyenin kadın sığınma evi bulunuyor. Sığınma evlerindeki denetimsizlik de mevcut iktidarın kadına düşmanlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kadın Bakanlığı dahi bulunmayan Türkiye’de, kadın sığınma evlerinde de sıkıntılar yaşanıyor. Şu an bir belediyenin sığınma evinde olan M., yaşadığı sığınma evinde doğal gaz olmadığını ve sıcak suyun da aralıklarla aktığını söylüyor. Çocuğunun maması için görevlilerden süt istediğinde hakaretlere maruz kaldığını ve “idareli kullan” diye uyarıldığını dile getiren M., "Orada da kadınların gözünü korkutuyorlar, tehdit ediyorlar. Çocuğun ağlarsa bizi, rahatsız ederse yuvaya veririz, kapı dışarı atarız diyorlar” diyerek yaşadıklarını anlatıyor.
(sy/fk)