Kayıp yakınları: Devletin yüzyıllık devlet politikası sürüyor

13:34

JINHA

HABER MERKEZİ - Diyarbakır, Batman ve Yüksekova'da "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" ile gerçekleştirilen 'adalet' eylemlerinde Kürdistan'da 90'ların failleri yargılanmadan yeni katliamların yaşandığına dikkat çekilerek, "Kürtlerin, yüzyıllık bir sorunu insan onuruna en yaraşır şekilde barış ve demokratik yollarla çözme hamlesine, polise sınırsız öldürme yetkisi tanıyan infazlarla karşılık veren devletin vaat ettiği tek şey, her seferinde toplumun tüm kesimlerini kapsayan yeni ve çok daha büyük bir saldırı dalgası" denildi.

DİYARBAKIR

Kayıp yakınları ve İHD'lilerin "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 364'üncüsü, Diyarbakır Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1 Ocak 1993'te aracıyla birlikte kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Yeşilmen'nin hikayesi anlatıldı ve faillerin yargılanması istendi. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Kürdistan'da devam eden savaş ve katliam politikalarına karşı, devletin hukuk ve insanlık dışı keyfi uygulamalar yaptığını ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Raci "Bu ülkenin kuruluş felsefesi ve zihniyeti değişmediği için bunları yaşıyoruz. Biz bunlara son verilmesini beklerken daha yeni çok yasakları tekrarlıyorlar. Sizler bir 40 yıl daha bunları yapsanız da bir sonuç çıkmaz. Çünkü inkar ve imhalarla sorunlar çözülmez. Yapabileceğiniz tek şey müzakere ve masa'ya oturmadır. Amaç halkların bir arada yasama koşularını sağlamaktır. Yok etmek çözüm değil. Cenazeler her gün batıya da doğu yada gidiyor. Biz burada çağrı yapıyoruz Cizre'de katliam politikasından vazgeçin. Devletlerin uyması gereken uluslararası sözleşmeler vardır keyfi davranamazsınız. Onlara sağlık hakki vermek ve o koşuları sağlamak zorundasınız. İnsanların hakları gasp edilmiş durumda. Bir an önce bu hukuk dışı uygulamalar son bulsun. Her iki tarafında ateşkes uygulamak zorundadır. Herkes gerçekçi davranmalıdır. Müzakere masası tekrar kurulmalı ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'la tekrar masaya oturmalısınız. Yoksa bu savaş bitmez" diye konuştu.

İHD Kayıp Komisyon Üyesi Avukat Abdullah Zeytun anlattı: "Hüseyin Yeşilmen Şırnak'ın Cizre İlçesinde kendisine ait Renault marka aracıyla birlikte kaçırıldı. JİTEM'in korkunç cinayetlerine sahne olan ilçede, insanların hak arama konusunda çekindikleri bilinmektedir. Hüseyin'in ailesi de bu nedenle herhangi bir resmi kuruma başvuru yapmadı. Hüseyin kaçırıldıktan bir süre sonra kendisiyle birlikte götürülen otomobili Cizre ilçesi mevkiinde, yol kenarında terk edilmiş halde bulundu. Aracın bulunması Yeşilmen ile ilgili son bulguydu. Sonra da kendisiyle ilgili bir haber alınamadı. Hüseyin'in faili dönemin tüm yetkilileri yargılanmalı. " Açıklamanın ardından kayıplar için 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

BATMAN

İHD ve kayıp yakınlarının Batman'da gerçekleştirdiği "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemlerinin 364'üncüsü Gülistan Caddesi'nde gerçekleşti. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde konuşan İHD Şube Başkanı Mehmet Bağatır, Kürdistan'da tırmandırılan savaşa dikkat çekerek şunları söyledi: "Dün Dersim'de, Zilan'da, Halepçe'de kısacası Kürdistan'ın her yerinde yapılan soykırımlar, katliamlar bugün de Sur'da, Cizre'de, Silopi'de, Nusaybin'de devam etmektedir. Kürtlerin, yüzyıllık bir sorunu insan onuruna en yaraşır şekilde barış ve demokratik yollarla çözme hamlesine, polise sınırsız öldürme yetkisi tanıyan infazlarla karşılık veren devletin vaat ettiği tek şey, her seferinde toplumun tüm kesimlerini kapsayan yeni ve çok daha büyük bir saldırı dalgası. Yaşam hakkını ve özgürlükleri güvence altına alacağına, ölümü ve şiddeti yasallaştıran bu hükümetin, 2000'li yılların başında Türkiye halklarına verdiği "adalet" sözü, 2016 yılında da yine sadece sınırsız ölüm ve yıkım olmuştur. Kürdistan'da son altı ayda yedi ilin 21 ilçesinde hukuksuz ve yetkisiz uygulamalarla sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Bu süreçte çocuk, kadın, yaşlı demeden sayıları her geçen gün artarak devam eden 200 'ü aşkın sivil can verdi. Tamamen savaş suçu olarak kabul edilmesi gereken, sivillere ve sivil yaşam alanlarına yönelik saldırıların yanı sıra, siyasi ve demokratik talepler olan "özerklik", "öz yönetim", "yerinden yönetim" gibi talepleri müzakere etme imkân ve olanakları varken politik nedenlerle Kürt sorununun çözümünde yeniden çatışmalı sürecin yolları döşendi. Geçmiş yıllarda olduğu gibi yine yılmadan alanlarda olmaya devam edeceğiz. Bizlerden koparılan canlarımızın hesabını mutlaka soracağız. Kalbimizden, bedenimizden, ruhumuzdan kopartılarak kaybedilen yakınlarımız bulununcaya ve faillerinin yakalanıp adalet önüne çıkarılıp cezalandırılıncaya dek bu eylem ve etkinliklerimize devam edeceğiz."

YÜKSEKOVA

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Yüksekova Şubesi öncülüğünde bir araya gelen kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 93'üncüsünü gerçekleştirdi. Süleyman Aksu Sokağı'nda gerçekleştirilen ve kayıp fotoğraflarının taşındığı eyleme İHD Yüksekova Şubesi yönetici ve üyeleri, Yüksekova Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Kaybedilenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan eylemde bu hafta, 1995 yılında Yüksekova'ya bağlı Yukarı Ölçek Mezrası'nda konakladığı sırada gözaltına alındıktan sonra kaybedilen 24 yaşındaki Nezir Tekçi'nin akıbeti soruldu.

'20 kişiden Nezir'e ateş etmeleri istendi'

Babası Halit Tekçi, oğlu Nezir'in çobanlık yaptığını belirterek, Nezir'in akıbetini öğrenmek için yıllarca uğraştığını ancak bir sonuç elde edemediğini ifade etti. Halit, Nezir'in kaybolduğu tarihlerde, yaptığı başvurular sonucunda olaya ilişkin ulaştığı bilgileri şöyle dile getirdi: "Askerlerin dağa düzenledikleri operasyonda PKK kamplarının ve silahlarının yerini göstermesi için Nezir'i yanlarında götürdüler. Nezir'in bir şey bilmediğini söylemesi üzerine operasyonda görevli askerlerden Yüzbaşı Ali Osman Akın Nezir'i öldürmekle tehdit etti. Sonrasında operasyonda görevli askerlere hangilerinin Kürt olduğunu sordu ve el kaldıran yaklaşık 20 kişiden Nezir'e ateş etmelerini istedi. Kimse ateş etmeyince bu işi yapmaya gönüllü olan Teğmen Kemal Alkan iki el ateş ederek Nezir'i vurdu. Ardından bedeni mayın ile patlatıldı."

Dava Eskişehir'e taşındı

Olayın ardından Yüzbaşı Ali Osman Akın ve Kemal Alkan hakkında Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını söyleyen Halit, mahkemenin ilk duruşmasında "güvenlik" gerekçesiyle dava Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiğini söyledi. . Tanık ve delillerin mahkemeye sunulmasının imkansız hale getirilmesi için davanın uzatılması amacıyla başka bir şehre nakledildiğini kaydeden Halit, kendisinin Eskişehir'deki duruşmaya katılma olanağı bulunmadığını belirterek, yaptığı itirazlara rağmen davanın Eskişehir'de görülmeye devam ettiğini dile getirdi. Mahkemenin son duruşmasında alınan keşif kararı ile bölgeden alınan insan kemikleri, mermi kovanları ve kıyafet parçalarının Adli Tıp Kurumu'na gönderildiğini belirten Halit, aynı dönem içerisinde Nezir ile ilgili olayda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yaptığını söyledi. Halit, 10 Aralık 2013 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını düzenleyen 2'nci maddesini ihlal ettiğine karar vererek, tazminata hükmettiğini söyledi.

Açıklamanın ardından eylem sona erdi.

(ma-ga/fk)