Kadınlar: Sema Ramazanoğlu sussun, kadınlar kurtulsun!

16:46

JINHA

ANKARA - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, şiddetin kadına indirgenmemesi gerektiğini ve anne ile eş rolleri dururken 'kadın' ve 'şiddet' denmesinin doğru olmadığı şeklinde bir açıklama yaptı. Aile içi şiddeti konuşmanın 'aile değerlerini' boşalttığını da söyleyen Bakana kadınlar "Kadın düşmanı aile bakanı istemiyoruz. Sema Ramazanoğlu sussun, kadınlar kurtulsun!" dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Habertürk televizyonunda dün katıldığı "Gündem Siyaset" programında şiddetin sadece şiddet görmüş kadına indirgenmemesi gerektiğini söyleyerek, kadını kadın olmaktan çıkarıp toplumsal cinsiyet rollerine hapsetti. Kadının eş ve anne rolü olduğunu, bu nedenle de şiddetin 'kadın'la anılamayacağını ifade eden Aile Bakanı, "Kadın dediğimiz zaman, kadının istihdam edilmesi var, annelik rolü var, eş rolü var. Bizim kadının bütün rollerini bir tarafa itip, sadece 'kadın ve şiddet' dememiz doğru değil" dedi. Aile içi şiddet ile ilgili konuşmanın aile değerlerinin içini boşalttığını iddia eden Aile Bakanı, "Aile değerlerimizin içi boşaltılıyor. Ailenin içine baktığımızda hangi değerleri kaybettik, onlara bakmak lazım" diyerek, kadının aile içi şiddete maruz kalmasıyla değil, aile değerlerinin 'itibarını' öncelik tuttu.

13 yılda 5 bin 406 kadın erkek şiddetiyle öldürüldü

Türkiye cinsiyet eşitliğinde 142 ülke arasında 125. sırada. Kadın Bakanlığı yerine ısrarla Aile Bakanlığında diretilmesinin en büyük nedenlerinden biri, Türkiye'de kadını yalnızca aile içinde "eş" ve "anne" göreviyle var olarak kabul eden cinsiyetçi zihniyet. Toplumsal cinsiyeti pekiştiren ve dönüştürerek yeniden üretime sokan bu zihniyet ve söylemlerle ilk kez karşılaşılmadı. Üstelik önceki Aile Bakanı Ayşenur İslam da kadın cinayetlerinin gündeme taşınmasından yakınmış ve aile içi şiddet nedeniyle Türkiye'de Almanya'da daha fazla kadının öldürüldüğünü bahane ederek, "Almanya'daki durumu hiç duymuyoruz ama Türkiye'dekini sağır sultan bile duyuyor" demişti. Tayyip Erdoğan'ın "Kadına şiddet abartılıyor" ve Ayşenur İslam'ın "Kadın cinayetlerini sağır sultana duyurmaya gerek yok" sözlerinin ardından bir "kadın cinayetleri abartılıyor" söylemi de Sare Davutoğlu'ndan gelmiş ve "Kadın cinayetleri dedikçe cinayetler neredeyse arttı. Kadına şiddet demek konuyu büyütüyor" demişti. Türkiye'de 2002-2015 yılları arasında 5 bin 406 kadın erkek şiddetiyle öldürüldü.

Oysa, kendi bakanlıkları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünce gerçekleştirilen "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması"nın ana raporuna göre, evli kadınların yüzde 36'sı eşinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Fiziksel şiddet kadınların yüzde 10'unda gebelikte de devam ediyor. Kadınların yüzde 41,9'u yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete birine maruz kalıyor. Evli kadınların yüzde 12'si cinsel şiddet yaşıyor. Yaşamının herhangi bir döneminde yalnızca cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 15,3. Kadınların yüzde 44'ü şiddetten kimseye söz etmiyor.

'Neden azalmıyor, neden önlenmiyor?'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun bu açıklamasından sonra kadınlar sosyal medyada böyle tepki gösterdi:

* "Kadın düşmanı aile bakanı istemiyoruz. Sema Ramazanoğlu sussun, kadınlar kurtulsun!

* Kadınların her gün öldürüldüğü, tecavüze uğradığı, şiddet gördüğü ülkenin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Algıda seçicilik bunlar!

* Aile Bakanı kadına şiddet yok diyor, peki aynı gün ayrılmak istediği için öldürülen kadınların durumu hangi kategoriye giriyor?

* Aile Bakanı önce kadınları eve kapatan doğum iznini kutladı, şimdi de kadına şiddet yoktur diyor. Kabul etmiyoruz!

* Aile Bakanı kadına şiddetin artmadığını algıda seçicilik olduğunu söyledi. Yani şiddet gören kadın değil cisim demeye getiriyor.

* Aile Bakanı kadına şiddeti meşrulaştırıyorsa, kadınların örgütlenip silahlanması da haktır.

* Aile Bakanı kadına şiddetin olmadığını algıda seçicilik olduğunu söyledi. Son 13 yılda kadın cinayetleri neden yüzde 1400 arttı?

* Velev ki artmıyor, neden azalmıyor, neden önlenmiyor?"

(sy/gc)